6/10
·336 syf.··
2026 9. kitabı
Rougon’ların Yükselişi ile Rougon-Macquart ailesine yaptığım görkemli girişin ardından, La Curée (Türkçede genellikle Tazı Payı ya da Yağma olarak çevrilmiş) adlı romanla Émile Zola’nın kitap dizisine devam ettim. Zola, alt başlık olarak “Gerçekçi bir roman” ifadesini kullanmış; böylece edebiyatta natüralist gündemi izlediğini açıkça ilan etmiş oluyor. Hâlâ Rougon-Macquart ailesiyle birlikteyiz, ancak birkaç yıl sonrasındayız. Rougon-Macquart üzerine yazdığım ilk yazıyı okuduysanız, Pierre Rougon’un annesinin mirasına el koymaya çalıştığını ve aynı zamanda Cumhuriyetçilere karşı sert bir tavır alarak Plassans kasabasının Louis-Napoléon’u güçlü biçimde desteklediğini göstermeye uğraştığını hatırlarsınız. Bu strateji başarılı olmuş ve Pierre vergi tahsildarı olmuştur. Ancak Pierre’in oğullarından biri olan Eugène daha da başarılı olmuş ve yeni düzende önemli bir konuma gelmiştir. En büyük oğul Aristide ise açıkça Cumhuriyetçilerin tarafını tutmuş ve kaybeden tarafta kalmıştır. Napoléon’un darbesinden sonra Cumhuriyetçilere yönelik baskıdan kurtulunca, adını karısının ailesinden esinlenerek Saccard’a (Sicardot’tan türetilmiştir) çevirir ve Paris’e yerleşir. Paris, kitabın başlığındaki “ganimetin” kaynağıdır. Romanın özgün adı olan La Curée, av tamamlandıktan sonra av köpeklerine verilen hayvan bağırsaklarını ifade eder. Napoléon, Baron Haussmann ile birlikte Paris’i yeni yollar açarak ve devasa inşaat projelerine girişerek dönüştürmeye ikna edilmiştir. Büyük bulvarlar inşa edilir, şehir sınırları büyük ölçüde genişletilir, parklar ve yeşil alanlar oluşturulur, sanitasyon çalışmaları sayesinde Parisliler temiz suya erişir ve büyük demiryolu hatları kurulur. Aristide de çeşitli karanlık anlaşmalar yoluyla bu yeni Paris’in ganimetinden payını alan kişilerden biridir. Karısı Paris’e taşındıktan kısa süre sonra ölünce, kendisine zengin bir toprak sahibinin “lekelenmiş” kızından söz edilir; genç kızın sessizce evlendirilmesi gerekmektedir. Geniş bir emlak ağı üzerinde kontrol sahibi olabileceğini gören Aristide, Renée ile evlenmeyi kabul eder. Kitapta oldukça ayrıntılı bazı bölümler vardır; örneğin Saccard ailesinin düzenlediği akşam yemeği ya da daha sonra verilen, kotilyon dansları ve teatral canlı tablolar içeren davet. Ancak roman daha sonra farklı bir yöne kayar ve Renée ile üvey oğlu Maxime arasındaki ensest ilişkiye odaklanır; bunun yanında Aristide’in Renée’nin tüm servetini ve mülklerini ele geçirmeye yönelik entrikaları da anlatılır. Bu durum, İkinci İmparatorluk döneminin önde gelen kişilerindeki yozlaşma ve açgözlülüğün bir metaforu olarak yorumlanabilir. Roman ilk bakışta yalnızca tek bir temaya yoğunlaşıyor gibi görünse de, döneme dair çok zengin arka plan bilgileri sunuyor; özellikle de bugün hepimizin sevdiği Paris’in nasıl şekillendiğine dair önemli ayrıntılar veriyor. Ayrıca arka plandaki yolsuzlukları ve olağanüstü kâr düzenini de büyük bir açıklıkla gözler önüne seriyor.
Tazı PayıEmile Zola · Yordam Edebiyat · 2020231 okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.