Nazım Hikmet, aşkı ve memleketi birbirinden ayrı görmek yerine ikisini tek bir noktada birleştiriyor. Şiirlerinde memleketine duyduğu hasret, sevdiği kadına duyduğu hasretle besleniyor. İkisini de aynı derinlikle ve adanmışlık duygusuyla seviyor. Okuyucu olarak bir dizede bireysel bir aşkı hissederken hemen bir sonraki dizede vatan toprağının kokusunu, halkının acılarını bulabiliyorsunuz.
Şairin en büyük ustalığı ise dil kullanımında. Gayet duru, lirik ve akıcı bir dil. Toplumsal sorunları bile estetik bir dille işlemiş.
Kitabın en baskın duygusu bana umut gibi geldi. En zorlu memleket şartlarında; sürgünde, hasretlikte bile henüz vakit varken diyebilmek, hayatı ve geleceği sevebilmek Hikmet'in vizyonunu belli ediyor.