Ağdalı bir dil. Aklı karışık karakterler
5/10
·496 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 19:01
Kitabı hızlıca okudum çünkü okuyacak kitabım yoktu ve çok büyük can sıkıntısı yaşıyordum. Yoksa kitap çok akıcı değil. Olayların hemen ortasında yapılan uzun betimlemeler insanı akıştan koparıyor. O kısımları kırpsanız zaten kitap kuş kadar kalır. Ancak yine de bir sinema sahnesindeki her ayrıntının yazıya dökülmüş hali olarak düşünülebilir. Yazarın 1800lerden bir erkek olduğunu ve toplumun o dönemde kadınlara bakış açısını bildiğimden olurken yer yer kızsam da anlamaya çalıştım. Olay akışını önemli karakterler üzerinden yazmak istiyorum. Bathsheba karakteri kitaptaki ana kadın karakter. Bu karakteri çok derin bulamamakla beraber zeka olarak da pek parlak olmadığını düşünüyorum. Tabi yazarın da kadınlara bakış açısından böyle olduğu çok açık. Başlangıçta özgür ruhlu bir kadın olduğunu anlıyoruz. Çiftçi Gabriel Oak'ın evlenme teklifini reddedip bir erkek olmadan gelin olmak mümkün olsa keşke düşüncesiyle aslında ilgi odağı olmayı istediği ancak sorumluluk almak istemediği çok açık. Çiftliğe taşınıp da amcasının işlerini devraldığında bir kimlik çatışması yaşıyor. Bir yandan sorumluluk sahibi bir çiftlik hanımı olmaya çalışıyor bir yandan da ergen liseli kişiliği en ufak şeyde ortaya çıkıyor. Hizmetçisi liddy yan çiftlikteki Mr. Boldwood'a bir sevgililer günü kartı gönderelim şakasına dediğinde hemen kabul edip yolluyor. Bu kart onun ağzına ediyor desek yanılmayız. Çünkü Mr. Boldwood normal bir adam değil ve maalesef bunu ciddiye alıyor. Bu kitapta en sinir bozucu karakter de bu adam. Normalde şaka yaptım ciddiye almayın diyen bir kızı kim takıntı yapar bu durumda? Büyük ihtimalle hayatında eli bir kadının eline değmemiş veya bir kadından asla yüz bulmamış bir erkek diye tahmin edersiniz. Ama yok. Mr Boldwood zaten gözde bir bekar. Kırklı yaşlarında, zengin, kadınların onu fark etsin diye çevresinde kırk taklalar attığı bir adam zaten. Neden böyle bir karta anlam yüklesin böyle biri? Halihazırda birçok kadın kapında beklerken daha önce fark bile etmediğin Bathsheba sende nasıl bir etki uyandırdı da körkütük aşık oldun. Bu kısmın ayakları sağlam yere basmıyor. Mr Boldwood'un motivasyonu bana geçmedi. Bathsheba'ya inanılmaz bir baskı yapıyor. Okurken içime fenalıklar geldi. Kırk yıllık yoklukta gibi Bathsheba'ya yalvarıyor. Bathsheba da suçluluk duygusundan dolayı adamı başından atamıyor. Adam da umutlanıyor. Aslında kızın sevmediğini de biliyor. Neden seni sevmediğini bildiğin bir kadını bu kadar ikna etmeye çalışıyorsun? Ağzından bir söz alabilmek için aylarını harcıyorsun? En sevdiğim karakter de Gabriel Oak oldu. Bir kere adam gibi yaptı teklifini. Red yiyince yalvarır gibi olsa da Boldwood gibi ısrar etmedi. Çiftlikte çalışırken Bathsheba Oak'ın tavsiyelerini soruyor. Oak ona doğruları söyleyince de adamı çiftlikten kovuyor ya. Bu da Bathsheba'nın 1800lerden ingiliz bir kezban olduğunu düşündürttü bana. O kartı yazma işini senin gibi bir hanımefendiye yakıştıramadım diyince zoruna gitti kovdun da koyunlar hastalanınca mecburen Oak'ı buldun da gitme dedin. Tükürdüğünü yaladın. Bir karakter daha var ki bu da Francis Troy. Bu karakter serseri erkeğin vücut bulmuş hali. Demek ki erkekler 1800lerde de kızların efendi erkek yerine bunu seçeceğini düşünüyor olsa gerek Bathsheba'nın dibi düşüyor. Troy'a aşık oluyor. Troy da öyle güvenilecek bir erkek değil demiştim ya. Bathsheba amcasının çiftliğinin sahibi olduğunda Fanny diye bir hizmetçisinin bir askere kaçmış olduğunu öğreniyor. Bu kızı daha önce görmemiş. İşte o kızın kaçtığı asker aslında bu bizim Troy. Troy oturaklı bir adam değil. O yüzden o kız da bunun peşinde sürünüyor orda burda kalıyor. Tabi bu sıralar Troy Bathsheba ile aşk yaşıyor. Evlenecekleri sıra hem Mr Boldwood hem de Gabriel onu Troy hakkında uyarıyor. Hizmetçi Liddy bile olgun bir kız olmamasına rağmen Troy'u gözü tutmuyor. Gelgelelim bizim Bathsheba tüm bu uyarılar karşısında daha bir köpürüyor. Kafayı kuma gömüyor ve Troy'un bütün kötü özelliklerini görmesine rağmen onun aslında çok iyi bir insan olduğuna inanmaya zorluyor kendini. Oak'ı bu uyarısı yüzünden ikinci kez kovuyor bile. Gabriel de gitmiyor. Tabi olan oluyor ve evleniyorlar. Evlilik sonrası aşk da bitiyor tabi. O herkesi peşinden koşturan özgür ruhlu Bathsheba Troy'un kölesi oluyor resmen. Mesela Boldwood da oak da kızın bu halini görünce neden saygı ve sevgilerinde bir azalma olmuyor onu da anlamıyorum. Neyse bir gün yolda fanny ile karşılaşıyorlar. Ama Bathsheba kızı tanımıyor. Troy Bathsheba'yı başından savıyor. Kıza yardım etmeye çalışıyor. Ama adam gibi adam olmadığından kızı düşkünler evine tek gönderiyor. Ben yarın geleceğim sana para getireceğim diyor. Kız da yolda yürürken hastalık ve açlıktan ölüyor. Ölüsü çiftliğe getirilince Bathsheba'ya o zaman dank ediyor. Üstelik kız ölürken hamileymiş. Troy öğrenince mahvoluyor. Bathsheba'dan katakulliyle aldığı parayla kızın mezarını yaptırıp bi de kendi adını da yazdırıyor yaptıran olarak. Sonra da ortadan kayboluyor. Herkes onun boğulduğunu ve öldüğünü söylüyor. Bathsheba ise ölmediğini hissediyor. Bu sırada kafadan kontak komşu Mr. Boldwood Bathsheba'yı yoklamaya başlıyor. İşte artık dulsun. Troy gelmese benle evlenecektin. O da öldü artık evlenelim diyor. Kız hayır diyor hem kocam dönebilir dese de adamın gözü dönmüş. Her gördüğü yerde kızı darlıyor. Sırf o kartı gönderdi diye vicdanında bir yük olduğunu biliyor ve bu sebeple ondan evlenme sözü almaya çalışıyor. Bakın ben buraya kaç kere yazdım adamın kızı ikna etmeye çalıştığını. Belki gına gelmiştir size bunu okurken bile. Ama inanın bu ikna konuşmaları sayfalar sürüyor. Başka başka olaylar oluyor ve adam gene geliyor. Bir insanda hiç mi gurur olmaz ya. Çoban Oak senden gururlu. Tabi Bathsheba'da da suç var. Adama iki üç bağırsa yeter be bir şaka yaptık diye evlenecek miyiz çocuk musun be adam sakalından utan vs dese bi kafası rahat edecek. Ama yok vicdanmış yok hanımefendilikmiş. Bu düpedüz salaklık yani. İyi ki Bathsheba özgür ruhluymuş. Bi de olmasa neler olurdu. Mr Boldwood noel daveti veriyor kızı kafesleyecek ya. Kız artık pes edip tamam diyor. Çaresizce evlenmeyi kabul ediyor. Troy da bi şekilde bunu duyuyor ve baloya geliyor. Zaten maddi olarak da zor durumda olduğundan Bathsheba ile evliliğinin konforunu da istediği için geri dönüyor. Bathsheba şoke oluyor. Troy onu götürmek istiyor kalkmıyor. Troy ısrar edince bizim deli Boldwood tüfeği kaptığı gibi Troy'u herkesin önünde vuruyor. Sonra gidip teslim oluyor. Troy ölüyor. Boldwood'a da idam kararı çıksa da akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle bu kararı hapis cezasına çevirtiyorlar. Gel gelelim kitabın sonlarına. Son kısımlarda olayın üzerinden bir yıl geçiyor. Bathsheba Oak'ın çiftlikten gitmek istediğini öğrendiğinde hüzünleniyor ve Oak'ın değerini anlıyor. Daha doğrusu arkadaşsız kalmaktan korkuyor. Bir şekilde konuşuyorlar ve bir şekilde evlenmeye karar veriyorlar. Bathsheba düğünde gülümsüyor ama coşmuyor. Bu kız şimdi mutlu mu oluyor anlamadım ben. Yazara göre uslanmış bir kadın olarak mutludur kesin. Ama onun aklının karışıklığı ve net olamayışı olsun hayatına giren erkeklerin sınır bilmemesi olsun, bir insan öldü bir insan hapsi boyladı. Velhasıl kelam bugünün kafasıyla okuduğumda sinir krizi geçirtecek çok konu var. Ama kendi dönemi içinde düşünelim diyelim.
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · Can Yayınları · 20184,385 okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.