·622 syf.····Okunma: 26 Mayıs 2026 15:51 Kitabın önsözünde de belirtildiği üzere bu kitapta önemli olan baş karakter Oblomov değil Oblomovluktur.
Yazar Gonçarov başta İlya İlyiç Oblomov olmak üzere Eski Rusya’nın içinde bulunduğu durumun sosyolojik yapısını bir insan( Oblomov) üzerinden anlatmaya çalışmıştır. Bu kitap yalnızca sosyolojik bir tespit değil hastalığı teşhis ve aynı zamanda o dönemde yaşamış kişilere yapılan bir eleştiridir. Eski Rusya’yı Oblomov üzerinden gösterirken yazar, yaratmaya çalıştığı, batılılaşan Yeni Rusya’yı Oblomov’un en yakın arkadaşı Ştolts üzerinden temsil ediyor. Çok yakın iki arkadaş olmalarına rağmen iki zıt kişilik olduklarını ve birbirlerini hiç anlamayacakları gerçeğini de söyleyelim. İşin en ilginç yanlarından biri de iki arkadaşta çok farklı kişilikler olmalarına rağmen farklı zamanlarda Olga Sergeyevna adında güzel bir kadından hoşlanmaları hatta deliler gibi aşık olmaları.
Genel olarak Oblomov yani İlya İlyiç’in asil bir ruha sahip, iyi bir insan olduğunu söyleyebiliriz fazlasıyla misafirperver, cömert lakin bir o kadar da uyuşuk, hayalperest, konfor alanını terk edemeyen, geleceğin belirsizliği altında ezilen ,gerçek hayattan oldukça kopuk, derebeyi olmasına rağmen karar vermekte zorlanan birisi. Derebeyleri her zaman büyük bir sıfata sahip olmuştur o dönemde, kendi nüfuzu altında yüzlerce köylü bulunmaktadır fakat Oblomov tam tersine çiftliğinden uzakta birkaç aracı ile çiftliğini yönetmeye çalışıyor aslında çalışmıyor da sadece ona gönderilen parayı alıyor desek daha doğru olur.
Ştolts tam tersine belki Oblomov kadar asil bir ruha sahip değil ama düşünme ve çözüm üretme becerisi oldukça iyi, çalışkan, haklarını bilen birisi. Oblomovu değiştirme çabası takdire şayan lakin oldukça güç olduğu da aşikar. Her şeye hatta Oblomov’a rağmen dostunu düştüğü bu bataklıktan kurtarmaya çalışması, onu ve onun mallarını koruma çabası gerçekten ayakta alkışlanır hem de uzunca bir süre.
Ve Olga, Oblomov’u sevme nedeni tam olarak onu bu hastalıktan kurtarma onu değiştirme-dönüştürme hayali ,bir ütopya ama Oblomov’un kimyasının distopya olduğunu unutarak.
Daha çok bu 3 kişinin etrafında dolaşan aşk, sevgi, dostluk, günlük hayatın sıkıcılığı ve bundan kurtulma, bir yaşam amacı edinme gibi temaların işlendiği bir hikayeye tanık oluyoruz.
Ve son Olarak Oblomovluk; yaşamaktan, sevmekten, sahip olmaktan,kaybetmekten,harekete geçmekten hatta düşünmekten korkmak, her şeyden korkmak, bahanelere sığınıp hiçbir şey yapmamak, değiştirme gücünü kendinde bulamamak, çabalamamak,basit yaşayarak ölmektir Oblomovluk. Atalet kelimesinin ete kemiğe bürünmüş halidir.
Daha fazla uzatmadan topluma yayılmış ve bir hastalık olarak görülen bu durum için Erich Fromm’un “Sağlıklı Toplum” adlı kitabından bir alıntı yaparak bitirmek isterim:
-Milyonlarca insanın aynı yanlışları paylaşması, bu yanlışları erdem haline getirmez; bu kadar çok hatayı paylaşmaları o hatalari gerçek kılmaz ve milyonlarca insanin aynı zihinsel patoloji biçimlerini paylaşması bu insanların aklı başında olduğu anlamına da gelmez.
Sağlıcakla ve merakla kalın… İyi okumalar…