·335 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2026 09:22 İlber Ortaylı’nın İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı kitabını okurken aslında yalnızca Osmanlı’nın son dönemlerini değil, bir imparatorluğun sancılı biçimde değişime zorlanışını da okuyorsunuz. Tanzimat’tan başlayarak hukuk, eğitim, ordu, bürokrasi ve devlet anlayışındaki dönüşümleri oldukça akademik bir üslupla ele alan eser, özellikle Osmanlı modernleşmesini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak niteliğinde. İlber Hoca’nın bilgi birikimine ve tarih anlatıcılığına duyduğum saygıyı ayrıca belirtmem gerekir; bazı tarihçiler bilgi aktarır, bazıları ise dönemin ruhunu hissettirir. İlber Ortaylı çoğu zaman bunu başarabilen isimlerden biri. Fakat kitapla ilgili kişisel olarak bazı noktalarda beklentimin biraz altında kaldığımı da söylemeliyim. Açıkçası Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyet’in ilk yılları arasındaki dönüşümün daha kronolojik, daha akılda kalıcı ve ana hatlarıyla ilerleyen bir şekilde anlatılmasını bekliyordum. Zaman zaman İlber Hoca kitapta ders anlatan bir öğretmen edasıyla çok fazla detaya girerek okuyucuyu yorabiliyor. Özellikle Balkan devletleri, diplomatik dengeler ve dönemin siyasal manevraları üzerinde uzun uzun durulan bölümlerde, anlatının ana ekseninden koptuğumu hissettiğim yerler oldu. Bu durum kitabı kötü yapmıyor elbette; aksine oldukça akademik ve yoğun bir çalışma olduğunu gösteriyor. Ancak ben biraz daha “hikâyesi akılda kalan tarih” beklentisiyle okuduğum için bazı bölümlerde zorlandım.
Bir diğer dikkatimi çeken nokta ise, kitapta altını çizip paylaşma isteği uyandıran alıntı sayısının oldukça az olmasıydı. Bilgi yoğunluğu yüksek olsa da, duygusal ya da çarpıcı cümlelerden çok akademik tespitlerin ön planda olduğu bir eserdi benim için. Yine de tüm bunlara rağmen, Osmanlı’nın neden bir anda çökmediğini; aksine uzun, sancılı ve karmaşık bir dönüşüm süreci yaşadığını görmek açısından oldukça kıymetli bir kitap olduğunu düşünüyorum. Özellikle Tanzimat’ın bugünkü Türkiye’nin birçok kurumunun temelini oluşturduğunu fark etmek, kitabın bende bıraktığı en önemli düşüncelerden biri oldu.