Yitik Bir Aşkın Gölgesinde insanın içine sessizce işleyen kitaplardan biri. Bitirdiğinde olayları değil, hisleri taşıyorsun yanında. Mehmet Uzun aşkı sadece iki insan arasındaki bir duygu gibi anlatmıyor; memleketi, sürgünü, yalnızlığı ve insanın kendi geçmişiyle kavgasını da aşkın içine katıyor. Bu yüzden kitapta geçen her cümle biraz özlem, biraz kırgınlık taşıyor.
En çok etkileyen tarafı ise şu oldu: Karakterler birbirini kaybetmeden önce aslında kendilerini kaybetmiş gibiydi. Bu yüzden kitap bir aşk hikâyesinden çok, insanın içinde eksik kalan şeylerin hikâyesi gibi hissettiriyor. Bazı satırları okurken sanki bir roman değil de yıllardır söylenememiş bir iç konuşmayı okuyormuşsun gibi oluyor.
Mehmet Uzun’un dili de çok farklı bir etki bırakıyor. Sade ama ağır. Yormadan derine iniyor. Özellikle yalnızlık ve aidiyet üzerine kurduğu cümleler uzun süre akılda kalıyor. Kitabı bitirince insanın içinde garip bir sessizlik oluşuyor; çünkü bazı aşklar gerçekten bittiğinde değil, unutulamadığında yarım kalıyor.
Kısacası bu kitap bana şunu hissettirdi:
“Bazı insanlar hayatımızdan gider ama gölgeleri uzun süre bizimle yaşamaya devam eder.”
Caner’den Bir Bakış !