·144 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2026 16:09 Gulyabani, okurken hem merak duygusunu canlı tutan hem de yer yer insanı gülümseten bir kitaptı. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın anlatımını zaten her zaman çok severek okuyorum; dili akıcı, samimi ve karakterleri çok canlı hissettiriyor. Bu kitapta da aynı sıcaklığı hissettim. Sayfalar ilerledikçe olayların içine girmek çok kolay oldu.
Romanın konusu, eski ve ürkütücü bir konakta yaşandığı söylenen gizemli olaylar etrafında şekilleniyor. Konakta geceleri duyulan sesler, görüldüğü söylenen garip varlıklar ve herkesin korkuyla bahsettiği “gulyabani”, hikâyenin merkezini oluşturuyor. İlk başta olaylar tamamen doğaüstü gibi görünse de sayfalar ilerledikçe işin perde arkası yavaş yavaş açılıyor. Bu yönüyle kitap boyunca merak duygusu hiç azalmıyor. Bir yandan korku ve gizem hissi varken diğer yandan Hüseyin Rahmi’nin mizahi anlatımı hikâyeyi daha akıcı ve keyifli hale getiriyor.
Karakterler de kitabın en güçlü yanlarından biri bence. Muhsine karakteri özellikle dikkatimi çekti. Olaylara verdiği tepkiler, korkuları, merakı ve yaşadıkları çok gerçek hissettirdi. Okurken onunla birlikte şaşırıyor, onunla birlikte olayların iç yüzünü anlamaya çalışıyorsunuz. Çevresindeki diğer karakterler de hikâyeye ayrı bir canlılık katıyor. Bazılarının batıl inançlara sıkı sıkıya bağlı olması, bazılarının daha sorgulayıcı yaklaşması olayların daha etkileyici ilerlemesini sağlıyor. Karakterlerin farklı bakış açıları kitabın vermek istediği mesajı da güçlendiriyor.
Benim en sevdiğim yönlerinden biri ise Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın batıl inançlarla ilgili eleştirisini hikâyenin içine çok doğal bir şekilde yerleştirmesi oldu. Korkunun bazen insanın zihninde nasıl büyüdüğünü ve insanların bilmedikleri şeyleri nasıl kolayca doğaüstüne bağlayabildiğini çok başarılı anlatmış. Bunu anlatırken ne sıkıcı ne de fazla ağır bir dil kullanıyor; tam tersine merak ettirerek düşündürüyor.
Kişisel olarak beni en çok etkileyen şey, kitabı okurken sürekli “gerçekten böyle bir şey olabilir mi?” diye düşündürmesiydi. Bazı bölümlerde gerçekten büyük bir merak ve hafif bir tedirginlik hissettim. Özellikle olayların çözülmeye başladığı bölümler benim için çok keyifliydi. Hem şaşırdım hem de yazarın olayları bağlayışını çok başarılı buldum.
Benim için hem sürükleyici hem düşündürücü hem de keyifli bir okuma deneyimiydi. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kalemini zaten severek okuyordum ama Gulyabani ile bu hayranlığım daha da arttı. Türk edebiyatında hem gizem hem mizah hem de toplumsal eleştiriyi bir arada görmek isteyen herkesin keyifle okuyabileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.