Küçük Prens, dünya edebiyatının en vizyoner ve naif kalemlerinden Antoine de Saint-Exupéry’nin, modern insanın kaybolan masumiyetini, bizzat yarattığı dünyanın sığ kalıplarını ve sevginin emek isteyen doğasını felsefi bir masal formuyla ele aldığı sarsıcı, derinlikli ve edebi değeri çok yüksek bir başyapıttır. Eser; Sahra Çölü’ne düşen bir pilotun, kendi küçük gezegenindeki tek gülüne küsüp evreni keşfe çıkan ve bu yolculukta yetişkinlerin tuhaf dünyasını anlamaya çalışan meraklı bir çocukla karşılaşmasını merkezine alır. Saint-Exupéry; basit bir çocuk kitabı kurgulamanın fersah fersah ötesine geçerek, mülkiyet tutkusu, kibir, otorite ve yalnızlık gibi modern çağın büyük hastalıklarını, Küçük Prens’in uğradığı asteroidler üzerinden adeta bir filozof titizliğiyle masaya yatırır. Kitap; sayıların ve maddiyatın dünyasına sıkışmış "büyüklerin", bir gülü sevmenin sorumluluğunu, evcilleştirmenin o eşsiz bağını ve bir dost kazanmanın paha biçilemez değerini nasıl unuttuklarını harika bir vizyonla sunar. Yazarın o son derece duru, şiirsel, her satırında çocuksu bir bilgeliği ve derin bir hüznü en üst düzeyde hissettiren lirik ve keskin dili; okuru dostluk, sevgi, hayatın anlamı ve kendi içindeki çocuk üzerine derin bir muhasebeye davet eder.