Puan vermedi·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Mayıs 2026 13:16 Sema Soykan’ın Belki isimli romanını elime aldığımda, kapağında sadece bir isim değil, bir coğrafyanın kaderini taşıdığını hissettim.
Kıbrıs... Akdeniz’in ortasında hem çok kalabalık hem de yapayalnız bir ada. Soykan, bu eserinde bizi 1974’ün tozlu yollarından, barut kokan sokaklarından geçirip kalbin en kuytu köşesindeki o ince sızıya; acabalara ve belkilere bırakıyor.
Kitap, siyasi bir anlatının ötesine geçerek insan ruhunun işgalini anlatıyor. Sınırlar sadece topraklara çizilmez; en derin yaralar, sevdiklerinden koparılan insanların ruhuna çekilen tel örgülerdir. Soykan’ın dili o kadar zarif ki, acıyı bağırmadan, usulca fısıldayarak anlatıyor.
Bazen hayat, sadece bir 'belki'nin üzerine inşa edilen koca bir bekleyişten ibarettir.
Bu alıntı, kitabın omurgasını oluşturuyor. Karakterlerin her biri, aslında gerçekleşmeyeceğini bildikleri mucizelerin peşinde, bir ihtimalin gölgesinde yaşıyorlar. Bu belki, bizler için hem bir umut ışığı hem de bitmek bilmeyen bir işkenceye dönüşüyor.
Roman boyunca Kıbrıs, sadece bir dekor değil, canlı bir kahraman gibi karşımıza çıkıyor. Yasemin kokularına karışan barut isi, o masmavi denizin kıyısında biriken hüzün... Soykan, adanın parçalanmışlığını bireyin içsel parçalanmışlığıyla muazzam bir dengede tutuyor.
Toprak paylaşıldı, sınırlar çizildi ama gökyüzünü nasıl böleceklerdi? Kuşlar hâlâ aynı yere uçuyordu.
Bu cümledeki o naif isyan, savaşın anlamsızlığını ve insan doğasının aidiyet arzusunu çok çıplak bir şekilde yüzümüze vuruyor. Yazar, politik kavgaların arasında kaybolup giden küçük insan hikâyelerini devleştiriyor.
Belki, okurken boğazınızda bir düğüm bırakan o meşhur geçmişe özlem duygusunu iliklerinize kadar hissettiriyor. Geri dönülemeyecek olanın, kaybedilmiş olanın ve artık yabancılaşmış olan evin hikâyesi bu.
Sema Soykan bu kitapla bize şunu hatırlatıyor: Savaşlar biter, anlaşmalar imzalanır, haritalar yeniden çizilir; ancak bir çocuğun oyuncağını bıraktığı evin anahtarını boynunda taşıması bitmez.
Belki, hepimizin hayatındaki o tamamlanmamış cümlelerin, yarım kalmış vedaların ve hiçbir zaman gerçekleşmeyen kavuşmaların romanı.
Eğer kalbinizi biraz acıtmaya, biraz da o hüzünlü güzellikle arındırmaya hazırsanız, bu Kıbrıs Romanı sizi çok uzaklara ama bir o kadar da kendinize götürecek.
Bazı vedalar hiç yapılmaz, sadece yaşanır.
Sema Soykan, bu eseriyle o sessiz vedalara bir ses, bir nefes olmuş. Kalemi dert görmesin.
Okuduğunuz her satırın ruhunuzda bir iz bırakması dileğiyle.