Filiz vermiş hiçlik, dikiz çalıp büyüdükçe hıçkırıyor. Ayracı kilo aldıkça bozulmamaya çalışan kitap mı hayat? Daire daire tebeşir döküyorum, bir gün kökünden keseceğim kirpiklerimden. Benim bendeki endişenin tersanesi... İlerime ak düşüyor, uykuda alacağım molayı hesap edip bitabımı saklıyorum güneş içeri... Gir! Sin! Bilmiyorum var mı? Dır!dır hep! Pencereler açık, bir yağmur damlasa, aşağı ağlayacağım hani. Üzüm üzüntüden geliyormuş bir Mars ya da Kars masalına göre -her teselli bir üfürük nihayetinde-. Ezdikçe mayhoş, ezdikçe koş!Um atı gibi deli! Dolu sayfalardan sıkıldım. Küllerinden topluyorum kalemimi. Hiç bilmiyorum ki felek mi salak ben mi avanak. Dolanıyoruz ööle. Ama seviyorum sigara uzattığım gölgemi. Geçtiğim yollara mühürlüyorum her hâlini. Bir gün gören olursa sarılacağım. Dağınık ve çoğum, toplayınca sonlanacak. Mıyım? Bir bilen beni tanısam ruhuna pipet daldıracağım. Kaç fırt?ınaya dünden hazırım. 29 Mayıs 2026 05.35
··
92 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gölgemi anıt kursam tozdan taş olup denize atılır. Ve eminim ki direkt batar dibe. Neyse ki deniz altın kafes. Fakirin tesellisi. =)
neyine üflediğimin kelimeleri! yazmak ağaç; dallarında bitiyor şifa reçeteleri.
Alaboradan agresif resitaller... Teşbihte idam olur. Diyarlar gömdüm yanı başıma. İkliminde nice dervişin çilesi. Islık fısıldıyorlar.