Gönderi

Neymiş Vahdettin işgal ettirmiş..
Yine çıldırmalık bir olay.. İstanbul'un fethine dair.. Bırakın bu Fatih fethetti, Vahdettin sattı, Mustafa Kemal kurtardı edebiyatını. Sırf içinizdeki Osmanlı nefretini kusmak ve Mustafa Kemal’i gözümüzde büyütmek için İstanbul’un fetih yıl dönümünü bile alet ediyorsunuz. Vahdettin’i hain ilan edip Atatürk olmasa ülke yoktu masallarıyla milleti uyutuyorsunuz. İşin aslına baksanıza biraz. Sultan Vahdettin, o günün çaresizliği ve cihan harbinin enkazı içinde, elindeki o emaneti, saltanatı korumak için çabalıyordu. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkış vizesini bile İngilizler verdi. İngilizlerin bölgedeki o büyük oyununu, koca imparatorluğu yıkıp yerine kendi istedikleri düzeni kurma planını görmüyorsunuz, gelmiş burada tek gecede her şeyi bir kişi kurtardı diye şov yapıyorsunuz. Birini yüceltmek için koca bir tarihi ve son padişahı harcıyorsunuz ve bugünün önemini yine Mustafa Kemal'e bağlıyorsunuz. Mustafa Kemal’in Samsun yolculuğunun bütçesini, altındaki gemiyi, yanındaki onlarca kurmay subayı sağlayan bizzat Osmanlı devletiydi. Yani ortada sıfırdan, tek bir adamın mucizesiyle başlamış bir hareket yok devletin zaten kendi küllerinden bir şeyler çıkarma çabası vardı. Ama sonradan yazılan tarih, sanki padişah ve devlet tamamen düşmanla iş birliği yapmış da, her şeyi sıfırdan tek bir kişi var etmiş gibi bir algı yaratıyor. Bizi 6 asırlık şanlı tarihimize, kendi ecdadımıza düşman ettiler. Dünyanın hiçbir yerinde, kendi geçmişine bu kadar iştahla söven, kendi dedesini "hain" ilan ederek modernleştiğini sanan ikinci bir millet bulamazsınız. koskoca bir tarihi sadece yıkılış dönemindeki o acı birkaç yıla sıkıştırarak köklerimizi kurutmak istediler. Ve inanıyorlar şaka gibi..
1000Kitap
·1 alıntı·
74 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Muhtazar
Gönderi Sahibi
Size ve 100 yıllık tarihinize tek bir hakaret bile etmediğim halde bana geri zekalı, kuyruk acısı olan bozguncu veya köle zihniyetli diyerek saldırmanız aslında söyleyecek mantıklı bir sözünüzün olmadığının ispatı. Ben metnimde ne Mustafa Kemal’e hakaret ettim ne de cumhuriyete karşı bir şey söyledim. Yazdıklarımı önyargısız okusaydınız bunu anlardınız ama sizin derdiniz anlamak değil, nefret kusmak. Benim sorduğum soru çok net ve haklı bir sorudur. Bugün 29 Mayıs, İstanbul’un Fethi. Bu günün kahramanı Fatih Sultan Mehmet’tir. Biz Fatih’i anmak, ecdadı yad etmek isterken konuyu neden zorla Mustafa Kemal’e bağlayıp fethi gölgelemeye çalışıyorsunuz? Fransızlar Napolyon’un zaferlerini kutlarken araya De Gaulle’ü sıkıştırıyor mu? İngilizler tarihi bir başarılarını anarken konuyu Churchill’e getirip rol çalıyor mu? Her kahraman kendi döneminde büyüktür. Evet, İstanbul fiilen işgal altındaydı ve boğazdan çıkacak her gemi gibi Bandırma Vapuru da İngilizlerden bürokratik bir vize almak zorundaydı. Ancak İngilizler Osmanlı’nın İçişleri ya da Savunma Bakanlığı değildi. Mustafa Kemal’i 9. Ordu Müfettişi olarak seçen, ona Doğu Anadolu’daki tüm valilere ve askeri birliklere emir verme yetkisi tanıyan o olağanüstü kararnameyi hazırlayan ve imzalayan bizzat Sultan Vahdettin ve Harbiye Nezareti’dir. İngilizler sadece pasaport kontrolü yaptı. Altındaki gemiyi, yanındaki kurmay subay kadrosunu ve Harbiye bütçesinden ayrılan o yolluk ödeneğini sağlayan bizzat Osmanlı devlet mekanizmasıydı. Ortada sıfırdan, havadan inme bir mucize yok. Karadeniz’deki Türk-Rum çatışmalarından rahatsız olan İngilizler, saraya Orayı yatıştırın, Türklerin silahlarını toplayın, yoksa buraları da işgal ederiz diye ültimatom vermişti. Saray da yeni bir işgali önlemek ve İngilizleri oyalamak için en güvendiği generali asayişi sağlasın diye gönderdi. Ancak Mustafa Kemal Anadolu’ya ayak basar basmaz kendisine devlet eliyle verilen o yetkileri silah toplamak için değil, milleti örgütleyip İngilizlerin tepesine çökmek için kullandı. 600 yıllık hanedanın zihniyetinde vatan ile saltanat tekti. Vahdettin, İngilizlerle iyi geçinip diplomatik yollarla devleti fiziken hayatta tutmaya çalışan pasif ve çaresiz bir figürdü evet. Takip ettiği strateji tamamen yanlıştı, Anadolu’nun gücünü hafife aldı ve büyük bir basiretsizlik göstererek ilerleyen süreçte Ankara’ya cephe açtı bu onun en büyük tarihi hatasıdır. Ancak şahsi çıkar peşinde bir hain olsaydı, 1922'de bir İngiliz gemisiyle giderken Topkapı Sarayı'ndaki hazineleri, devletin kasasını boşaltır öyle giderdi. Tek bir kuruşa dokunmadı, şahsi eşyalarıyla gitti ve senede bir ceket bile alamayacak kadar büyük bir yoksulluk içinde sürgünde öldü. Borçları yüzünden tabutuna haciz kondu. Hakaretlerinize devam edebilirsiniz, çünkü belgesi ve bilgisi olmayanın tek sığınağı budur.