·418 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mayıs 2026 19:06 Kitabı yeni bitirdim ve hâlâ etkisinden çıkamadım. Ahmet Ümit’in kalemini zaten severim ama bu kitap beni bayağı sardı.
Yılbaşı gecesi Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan o yakışıklı cesetle başlıyor her şey. Başkomiser Nevzat ve ekibi olayı çözmeye çalışırken, sadece bir cinayet soruşturması yapmıyorsunuz; İstanbul’un, özellikle Beyoğlu’nun ve Tarlabaşı’nın değişen yüzünü, rant kavgalarını, eski mahalle kültürünün yok oluşunu ve insan ilişkilerindeki çarpıklıkları da derinlemesine görüyorsunuz.
Ahmet Ümit yine harika bir iş çıkarmış. Polisiye kurgu çok akıcı, tahmin yürütmeniz için sizi sürekli tetikte tutuyor ama hiçbir zaman ucuz ters köşelerle oynamıyor. Karakterler çok gerçekçi; Nevzat’ın o olgun, biraz yorgun ama hâlâ idealist hali, Ali’nin sokak zekâsı, hatta yan karakterler bile çok dolu. Engin Akça’nın etrafındaki sırlar açıldıkça hem gerilim artıyor hem de “acaba bu sefer katil kim?” diye sayfaları hızlı hızlı çeviriyorsunuz.
En çok hoşuma giden tarafı ise Ahmet Ümit’in İstanbul’a olan sevgisi ve eleştirisiydi. Semtin dönüşümünü, insanların yerlerinden edilmesini, paranın ve gücün her şeyi nasıl yuttuğunu öyle güzel anlatıyor ki, okurken hem üzülüyorsunuz hem de öfkeleniyorsunuz. Polisiye roman sevenler için muhteşem, İstanbul’u sevenler ve toplumsal konuları sevenler için ise ekstra katmanları var.
Kısaca: Hem eğlendim hem düşündüm hem de duygulandım. Ahmet Ümit’in en iyi işlerinden biri bence. Mutlaka okuyun derim, hele Tarlabaşı’na, Beyoğlu’na bir bağınız varsa bu kitap sizi daha da etkileyecek.
10 üzerinden 9 veriyorum. Harika bir okuma deneyimiydi!