#MaryLynnBracht
#BeyazKasımpatı
#ArkadyaYayınları
Bütün savaşlar, dünya kadınları ve kızları için bir suçtur..!!
Tarih kitapları, şarkılar, romanlar, oyunlar, filmler ve anıtlar yaşananları unutmaya ve Barış içinde ileriye gitmemize yardım etmek için son derece gereklidir..
Acı, iyi bir öğretmendi
_______________________________
Merhaba sevgili dostlarım 🪽
Kore tarihinin en acı ve zorlu dönemlerinden birini, "teselli kadınları" olarak bilinen Koreli kadınların trajedisini, çarpıcı bir kardeşlik bağı ve zamansal geçişler üzerinden anlatan, yürek burkan “BEYAZ KASIMPATI” adlı eserle geldim..
Bu kitap, sadece bir roman değil; kardeşliğin, yıkımın ve hafızanın izini süren, zamanın donduramadığı bir sessiz çığlığıda aynı zamanda...
Roman, iki ayrı zaman diliminde, koparılamaz bir bağla birbirine tutunmuş iki kız kardeşin trajedisini anlatıyor: Hana ve Emi.
Geçmişin Karanlığında, Hanna ; (1943 - Japon İşgali)
Küçücük kardeşi Emi'yi koruma içgüdüsüyle yanarken ,denizlerin derinliklerinde nefesini tutan , güçlü bir dalgıçtır ..
Fakat bir gün, Emi'nin yerine kendisini feda eder.
O, Japon askerleri tarafından kaçırılarak, insanlık onurunun en ağır sınavlardan geçtiği, "teselli kadınları" olarak bilinen yüz binlerce kadının sessizleştirilmiş acısını yaşamaya mecbur kalır.
Hana’nın yolculuğu, bir onur kaybı, bir yeniden diriliş yolculuğudur..
Tıpkı bir Anka kuşu misali küllerinden yeniden doğuşun hikâyesidir..
Fiziksel olarak zedenelmiş olsada içindeki intikam ateşi ve kardeşine duyduğu sonsuz sevgi onu hayata bağlayan, tek ve gerçek yegâne duygudur..
O artık, sessizliğin arkasına gizlenmiş, yaralı bir savaşçıdır.
Bugünün , yürek ağrısında Emi ; (2011 - Modern Seul)
Yaşlı Emi ise, ablasının yerine kendisinin kaçırılmadığı için duyduğu yıkıcı suçluluk duygusunun , yükünü taşır. Seneler geçmiş olsa dâhi..
Tüm hayatını bu yükle ve Hana'yı bulma umuduyla geçirmiştir.
Modern Seul’ün kalabalığında yürüdüğü her adım, sadece kayıp ablasının izini sürmek değil, aynı zamanda Kore'nin üzeri örtülmeye çalışılan geçmişiyle ve kendi vicdanıyla giriştiği bir hesaplaşmadır da aynı zamanda..
* * * * * * * * *
Bu eser, iki kardeşin dramının ötesinde, Kore'nin en büyük ulusal travmalarından birinin edebi kaydıdır.
Roman, Japon İmparatorluk Ordusu tarafından zorla cinsel köleliğe itilen o yüz binlerce kadının sessizleştirilmiş acısını merkeze alır.
Savaş bittikten sonra bile, hayatta kalanların maruz kaldığı damgalanma ve utanç öyle büyüktü ki, ailelerine leke getirmemek adına yıllarca susmak zorunda kaldılar.
Kitap, ayrıca bu "Utanç Kültürünü" en sert ve dokunaklı bir şekilde eleştiriyor..
Tam bu noktada, romanın en güçlü duygusal vurgusu olan koparılamaz kardeşlik bağı; okurun yüreğine inceden bir sızı bırakırken, özlemle dolu, acı - tatlı - ekşi bir tatta bırakıyor damakta..
Peki Beyaz Kasımpatı da bizi neler bekliyor
Jeju Adası / Kore Kıyıları: Hana'nın ve annesinin vatanı; gücün, geleneğin ve saflığın kaynağı olan bir deniz.
Çin Cephesi / Japon Askeri Binası: Dehşetin, esaretin ve insanlık dışı muamelenin yaşandığı, onur kaybının merkezi.
Beyaz Kasımpatı: Yasın, onurun ve sessizliğin kırılgan sembolü.
Tarihi gerçeklik, suçluluk, utanç, umut ve kardeşlik bağının felsefesi ile harmanlanmış bu çarpıcı eser, okunması için siz okurlarını bekliyor olacak.