·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Mayıs 2026 07:07 On yaşındaki lösemi hastası Oscar için artık yapılabilecek pek bir şey kalmamıştır. Son günlerini yaşayan Oscar'a bu gerçek açıkça söylenmese de, ailesiyle doktorunun konuşmalarına kulak misafiri olduğunda durumu öğrenir. Kendisine gerçeği söylemeyen insanlara karşı öfke ve kırgınlık duyan Oscar'ın hayatı, o günlerde tanıştığı yaşlı hasta bakıcı Rosa Anne ile değişmeye başlar.
Rosa Anne, geçmişte güreşçilik yapmış, hayat tecrübesi yüksek bir kadındır. Yaşadıkları, hastalığı ve ailesinin tutumu nedeniyle Tanrı'ya inanmayan Oscar'a her gün Tanrı'ya bir mektup yazmasını önerir. Bunun üzerine Oscar, başından geçenleri, korkularını, hayallerini ve düşüncelerini bu mektuplarda anlatmaya başlar.
Rosa Anne ayrıca çocukluğunda duyduğu bir inanışı Oscar'la paylaşır: Yılın sonuna kalan on iki günün, gelecek yılın on iki ayını temsil ettiğini söyler. Eğer buna inanırsa, kalan on iki gününün her birinde on yıl yaşlanarak yaşayamadığı ömrü deneyimleyebileceğini anlatır. Böylece Oscar, sembolik olarak çocukluğundan yaşlılığına kadar uzanan bir hayatı yalnızca on iki günde yaşar.
On iki günün sonunda Oscar hayata veda ettiğinde, takvim yaşına göre değil ama deneyimlediği yaşamın derinliğiyle yüz yirmi yaşındadır.
Peki hayat, yalnızca uzun yıllar boyunca yaşamak mıdır? Yoksa uzun bir yaşamın anlamını kısa bir ömre sığdırabilmek midir? Schmitt, bu kısa romanında böylesine ağır bir konuyu karamsarlığa kapılmadan, sıcak, duygusal ve son derece akıcı bir anlatımla ele almayı başarır. Kitap, ölümden çok yaşamın değerini; süreden çok anlamı sorgulayan etkileyici bir metindir.