Sıradan bir sokak kedisi olmasına rağmen kendisini bir "Beyefendi Kedi" olarak gören kahramanın hikâyesi, aslında yazar May Sarton'un kendi kedisinden esinlenerek kaleme aldığı, kedinin gözünden anlatılan empatik bir anı-öyküdür.
Başlangıçta özgürlüğüne son derece düşkün olan Beyefendi Kedi, aynı zamanda kendisine hizmet edecek "kahyalarını" seçme konusunda oldukça titizdir. Ancak bu özgür ve bağımsız yaşamın bir bedeli vardır. Sürekli tetikte olmak, yiyecek bulmak ve karşılaştığı tehlikelerle mücadele etmek zorunda kalması onun kaygılarını artırır. Zamanla yalnızca özgürlüğün yeterli olmadığını, güvenli bir yuvaya da ihtiyaç duyduğunu fark eder.
Bu nedenle çeşitli insanları gözlemleyip denedikten sonra, sonunda May Sarton'un evinin sevgi, güven, aidiyet ve bağımsızlık ihtiyaçlarını aynı anda karşılayabileceğine karar verir. Böylece önce isimsiz bir sokak kedisiyken, ardından Tom Jones adını alır ve zamanla bir "Kürklü Kişi"ye dönüşür.
Bundan sonra insan ile kedinin karşılıklı sevgiye ve empatiye dayanan ortak yaşamı başlar. İnsan zaman zaman kedi gibi düşünmeyi öğrenirken, kedi de kendisini kimi zaman bir insan gibi görmeye başlar. Birbirlerini değiştirmeye ya da birbirlerinin alanlarına müdahale etmeye çalışmadan kurdukları bu ilişki, sevginin sahip olmaktan değil, karşılıklı saygı ve kabulden doğduğunu gösterir.
Kürklü Kişi, görünüşte bir kedinin yuva bulma hikâyesi olsa da, özünde özgürlük ile aidiyet arasındaki dengeyi, sevmenin ve birlikte yaşamanın inceliklerini anlatan sıcak ve zarif bir eserdir.