Gönderi

Kültür Emperyalizmine Dair
8/10
·126 syf.··
2026 40. kitabı
Emperyalizm en basit tabiriyle teknoloji ve askeri kabiliyeti ile egemen bir halkın egemenliğinin ihlali, onurlarının aşağılanması ve kaynaklarının sömürülmesidir. Emperyalizm elinde gücü bulunduran devletlerin bu gücü tekelleştirerek özgür halkları sömürüp onların kaynakları ile kendi halkının refahının artırılmasıdır. Askeri güç emperyalizmin sadece bir yüzüdür. İşgalci güç ne kadar güçlü olsa da askerini yabacı topraklarda sonsuza kadar tutamayacağından sömürgeci amaçlarının yeniden üretilmesi ve sürekliliğinin korunabilmesi için birçok farklı yöntem kullanır. Sömürge altında bulunan halklar kendi mücadelesi ve ödediği bedeller ile bağımsızlığını kazansa da emperyal güçlerin geride bıraktığı işbirlikçi elitler aracılığıyla sömürü düzeni devam eder. Bu devmlılığın biir aracıysa kültür emperyalizmidir. Kültürel emperyalizm görece kendinde daha zayıf siyasi topluluklara ve devletlere karşı kendi dilini ve kültürünü dayatma sürecidir. Medya özelinde konuyu ele aldığımızda hedef kitlenin tüketim alışkanlıkları, yaşam tarzları ve eğlence anlayışları dönüştürülür ve emperyalist gücün amaçlarına uygun hale getirilir. Bu süreç yerel kültürün "tü kaka" denilerek ötekileştirilmesi, aşağılanması, toplumsal ilerlemenin (modernlik) önünde bir engel olarak gösterilmesi hedef toplumun karşılaştığı bir durumdur. Böylece hedef toplumun zihni, güç odaklarının istediği yönde evrilir; bireyin bulunduğu topluma ve kültüre karşı aidiyeti azaltarak veya tamamen ortadan kaldırarak birey köksüz birer mankurt haline getirilir. Kültür, merkezden çevreye doğru yayılır. KİA sayesinde bu yayılma daha hızlı bir biçimde gerçekleşir. Walter Lippmann, "Böylece sosyal olarak üstün olan, sosyal olarak daha alt konumdakiler tarafından taklit edilir; güç sahibi, astları tarafından; daha başarılı olan, daha az başarılı olan tarafından; zenginler, yoksullar tarafından; şehir, köy tarafından taklit edilir." der. İrfan Erdoğan'a göre ise "Maddi üretime sahip olan ve üretimi denetleyen sınıf, aynı zamanda düşünsel üretimi de denetler.(234)" Medyanın ekonomik yapısı onun ticarileşmesine de neden olur. Böylece sermaye sahipleri bu araçları satın alarak, bağışta bulunarak veya reklam vererek kendi hegomonyalarını pekiştirmede birer araca dönüştürür. Bugün Türkiye'de kendini muhalif olarak konumlandıran medya kanalları vasıtasıyla bazı çevrelerin kültürel hegemonya olarak kurduğunu iddia ettiği şey, aslında üretim teknolojilerini ve dağıtım yollarını elinde bulunduran sermaye sahiplerinin; sinema, müzik ve diğer sanat dallarında oluşturduğu tekelden ibarettir.
Communication and Cultural DominationHerbert Schiller · International Arts and Sciences Press · 20091 okunma
·
30 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.