Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 30 Mayıs 2026 18:30 "Artık yazmamak için hiçbir mazeretin yok! Kitabının ana karakteri benim. Bu da benim sana vasiyetimdir. Bu roman yazılacak!"
Her şey yaşandı.
Kurgu;
Gerçeğe,
Hayata,
Zamana ait!
Ben sadece ona verdiğim sözü tutarak vasiyetini yerine getirdim.
Nurgül Ulu’nun kaleminden çıkan Albatros’un Uçuşu - Bodrum’un Küçük İskender’i, sayfaları arasında sadece bir hikaye değil; kelimenin tam anlamıyla yaşanmış, nefes alan ve sızlayan bir sözün ağırlığını taşıyor. Kitabın hemen başında bizi karşılayan bu vasiyet, okuyucuya sıradan bir biyografik anlatının ötesine geçeceğimizin, gerçeğin ve vefanın çıplak yüzüyle karşılaşacağımızın sinyalini veriyor.
Yazar; modern Türk şiirinin o sarsıcı, fırtınalı ve kural tanımaz sesinin ardındaki insana, dostluğa ve Bodrum’un sokaklarına sinmiş anılara sadık kalırken, edebiyat dünyasına da çok kıymetli bir belge bırakıyor. Eser, Küçük İskender’in o bilindik, asi imajının arkasındaki kırılganlığı, teslimiyeti ve bir o kadar da mağrur duruşunu öylesine içten işliyor ki, kendinizi zamansız bir vedanın tam ortasında buluyorsunuz.
Bu kitap, bir vasiyetin yerine getirilmesinden çok daha fazlası; gerçeğin kurgudan, hayatın ise zamandan intikam alma şekli. Nurgül Ulu, üstlendiği bu ağır ve duygusal sorumluluğu taşırken asla ajitasyona düşmüyor; aksine, Küçük İskender’in ruhuna yakışır bir asaletle dokuyor kelimeleri.
Albatros’un o devasa kanatlarını çırparak sonsuzluğa doğru süzülüşünü izler gibi okuduğumuz bu satırlar, edebiyatseverlerin kütüphanesinde sadece bir kitap olarak değil, tutulmuş büyük bir sözün anıtı olarak yer alacaktır. Şiirle, hüzünle ve Bodrum’un rüzgarıyla harmanlanmış bu vefa yolculuğu; İskender’i özleyenlerin ve onun o "yaralı albatros" ruhuna dokunmak isteyenlerin kalbinde derin bir iz bırakmayı sonuna kadar hak ediyor.