Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 30 Mayıs 2026 19:32 İlk kitabı okuduğumda sevmenin ne olduğunu sorgulamıştım. İkinci kitabı okuduğumda ise sevmenin insanı nasıl değiştirdiğini düşündüm. Hikmet Anıl Öztekin'in Elif Gibi Sevmek 2 kitabı bana aşkın sadece kalpte başlayan bir duygu olmadığını, zamanla insanın karakterine, sabrına, duasına ve hatta sessizliğine işleyen bir hâl olduğunu hissettirdi. Kitap boyunca aşkın olgunlaşmış hâliyle karşılaştım. İlk kitaptaki heyecan yerini daha çok tefekküre, daha çok iç muhasebeye ve daha çok teslimiyete bırakmış gibiydi. Aşk ve tasavvuf temalarını şiirsel bir dille işlemeye devam eden eser, okuyucuyu duygusal olduğu kadar manevi bir yolculuğa da çıkarıyor. Bu kitabı okurken en çok hissettiğim şey, bazı sevgilerin kavuşmak için değil, insanı olgunlaştırmak için hayatımıza girdiğiydi. Çünkü kitap boyunca anlatılan sevda, karşılık bekleyen bir sevda değildi. Daha çok beklemeyi bilen, sabretmeyi öğrenen ve sonunda her şeyi Allah'a emanet eden bir yüreğin hikâyesi gibiydi. Bazı satırlarda kendi suskunluklarımı gördüm. Bazı cümlelerde ise yıllardır içimde taşıdığım özlemlerin yankısını duydum. İlk kitapta sevmeyi öğrenen bir kalp varsa, ikinci kitapta sevmeyi kabullenmiş bir kalp vardı. Bu yüzden bana daha ağır, daha derin ve daha gerçek geldi. Çünkü insan zamanla anlıyor; sevgi bazen bir kavuşma değil, bir imtihandır. Bazen bir mutluluk değil, bir sabır meselesidir. Bazen de kalbinde taşıdığın kişiyi hayatına değil, dualarına emanet etmektir. Kitap boyunca dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri de yazarın sevgiyi yalnızca bir insana duyulan his olarak anlatmamasıydı. Satırların arasında insanın Rabbiyle olan bağı, kaderle olan mücadelesi ve hayatın anlamına dair sorgulamaları da görmek mümkün. Bu nedenle kitap bana sadece aşkı değil, insanın kendisini de anlattı. Çünkü bazı ayrılıklar sevdiğimiz kişiden değil, eski hâlimizden ayrılışımızdır. Bazı bekleyişler ise bir insanı değil, kendimizi bulma yolculuğunu temsil eder. Okurken birçok yerde durup düşündüm. Çünkü bazı cümleler öyle hızlı geçilip gidilecek türden değildi. Her biri insanın içine yerleşen, uzun süre zihninde dolaşan sözlerdi. Kitap bittiğinde geriye yalnızca okuduğum satırlar kalmadı; düşüncelerim, hatıralarım ve duygularım da o satırların arasına karıştı. Hikmet Anıl Öztekin'in anlatımındaki samimiyet bu kitapta da kendisini hissettiriyor. Sanki bir yazarın kitabını değil de, gece yarısı kalbinin en gizli köşelerini açan bir dostun mektubunu okuyormuşum gibi hissettim. Süslü cümlelerden çok, doğrudan kalbe dokunan ifadeler vardı. Bu yüzden kitap edebî bir gösterişten uzak, duygulara yakın bir eser olmuş. Aşkın, özlemin, teslimiyetin ve duanın iç içe geçtiği bir yolculuk sunuyor. Benim için Elif Gibi Sevmek 2, aşkın büyüklüğünü değil, insanın aşk karşısındaki küçüklüğünü anlatan bir kitaptı. Sevmenin bazen konuşmak değil susmak olduğunu, bazen kavuşmak değil beklemek olduğunu, bazen de bırakmak değil dua etmeye devam etmek olduğunu öğretti. Bana göre bu kitap, sevginin olgunlaşmış hâlinin hikâyesiydi. Kitabın son sayfasını kapattığımda içimde kalan duygu şuydu: "Bazı insanlar hayatımıza sahip olmamız için değil, kalbimize bir şeyler öğretmek için gelirler. Ve bazı sevgiler vardır ki bitmez; sadece şekil değiştirir. Duaya dönüşür, sabra dönüşür, hatıraya dönüşür. Ama insanın içinde yaşamaya devam eder." Bu yüzden Elif Gibi Sevmek 2, benim için sadece bir kitap değil; sevmenin büyümüş, olgunlaşmış ve Rabbine sığınmış hâlinin satırlara dökülmüş şekliydi.