Ortalama bir Almancının yaşayıp hissettiklerini adeta birinci ağızdan aktarır. Bunlarda koyu bir aşağılık kompleksinin yanında kendilerini özel hissetme ihtiyacı olan, yaptıkları her şeyi gıpta ve tebrik edilmek için yapan türden insanlardır. Kahraman zaten tam bir şark kurnazıdır. Eser kahramanların iç sesleriyle kurulur. Kendileriyle en samimi halleriyle konuşurlar. Sinemaya da İlyas Salman'ın Sarı Mercedes filmiyle aktarılmış ama oradaki karakter doğal olarak kitaptaki kadar derinlemesine işlenmemiştir. Sıkıcı bir kitaptı, yazarın okuduğum ilk kitabı olduğu için inşallah diğerleri de bunun gibi değildir diye düşündüm ama okudukça daha kötü yazdığını bizzat tespit etmiş bulundum.
Bayram askerliğini de şoför olarak yapmış bir gurbetçidir. Sivrihisar Ballıcalıdır. Bir insan gibi sevip özen gösterdiği, "Bal Kız" adını verdiği bal rengi mercedesiyle Almanya'dan Türkiye'ye gelmektedir. BMW fabrikasında çalışmaktadır. Girişte başka işçilerin memlekete girerken gümrükten elektronik eşya kaçırmalarından, bunu yapabilmek için ufak tefek rüşvetler vermelerinden bahsedilir. Bayram Almanya'da düşük ücretlerle çalışmaya başlamış, itiraz etmeden çalışarak işini değiştirmiş ve o zamanların yüksek ücret almak için çalışmanın mecbur olduğu araç montaj işine geçiş yapmış ve hep köyde kendisiyle beceriksiz, "İnce Gül" diye dalga geçenlere caka satmak için yeni bir araba için sıkı bir şekilde para biriktirmiştir. Memlekete girince bir yemek molası verir, buradan araca dönünce Mercedes'inin yıldızının çalındığını anlar. Ortalığı birbirine katar ancak bulamaz. Arabayı pek de iyi kullanmamaktadır, yolda ufak tefek kazalar atlatır. Kendisinden yurda bir televizyon sokmasını isteyen Veli isimli arkadaşı ve ailesinin kaza yaptığını görür ancak yardım etmek için durmaz. Sonrasında bu sefer de stop lambasının kapağı çıkar ve uzun uzun niye bu arabayı aldığını düşünür.
Almanya'ya gitmeden önce araba tamirciliği yapmıştır, bu dönemden kalma hâlâ sevdiği Kezban isimli bir eski kız arkadaşı vardır. O da Bayramı sever ama Bayram o dönemde bir simidin bile hesabını yapacak kadar her şeyi geleceği için hesaplayan hem pinti hem takıntılı bir tiptir. Kız ona Almanya'ya gitmek yerine ikisi sırt sırta verip Türkiye'de çalışmayı teklif eder ancak Bayram oralı olmaz. Almanya'ya giderken de kıza haber vermeden kaçar gibi gitmiştir. Döndüğünde Kezban'ı görmek için can atmasına rağmen ya Kezban kendiyle evlenmeyi kabul eder de orada masrafı artıp Heim'den (işçilerin kaldığı yurt benzeri lojman) çıkıp ev tutması gerekirse diye kendi kendine kıvranıp durmaktadır. Arabalı vapurla İzmit tarafına geçmek ister, orada Ayfer isimli bir kızla tanışır, kız buna Almancı olduğu, Mercedes'i olduğu için yanaşır, bu da belki sevişiriz diye umar ancak kıza hamle yapınca kız yaygarayı basar ve arabadan inerken kapısını başka bir araca çarptırıp çizer. Bu sefer de yolda önünden giden bir kamyondan seken taş ön camı çatlatır. Adamın önüne kırar ve kavga ederler. Araba mahvoldu diye canı çok sıkılır, tamircilere gider ama hem pek çoğunda yedek parça yoktur hem de çok zaman alacaktır.
Artık arabaya o eski itinayı gösteremez. Köye gitmek yerine Uludağ'a çekip kaplıcalara girmeyi, kuzu çevirme yemeyi, bira içmeyi; yani ilk defa keyfe keder takılmayı düşünür ancak tabi ki pintiliğinden böyle bir şey yapmaz. Bu kısımlarda kendi sağlık raporunu alabilmek için İbrahim isimli bir köylüsünün de hakkını yediği, laboranta rüşvet verip aldığı raporla Almanya'ya gidebildiğini öğreniriz. Orada da kendince haklı sebepler üretir. Sonunda çok az yolu kalmışken bir biçerdöver sebebiyle yolda kaza da yapar. Şarampolden yuvarlanır ve çaresizlikten çocuk gibi ağlar. Araçta ezilmeler olmasına rağmen Mercedes dayanıklılığı sayesinde kurtulur ve yola devam edebilir. Yolda gördüğü genç bir çobandan Kezban'ın evlendiğini ve İbrahim'in kendisinin arkasından çevirdiği işten haberinin olduğunu öğrenir. Yolda kurduğu arabasıyla caka satma, övülme hayalleri suya düşer çünkü köy nüfusu oldukça azalmıştır. Hiç kimseye görünmeden Sivrihisar'a döner.