Stent: İçimdeki Sessiz Derviş
İnsan, kendisini hayatta tutan şeyleri fark ettiğinde yaşlanmış olur Çünkü gençlik biraz da nimetleri hak sanma hastalığıdır Nefes almayı marifet zanneder Kalbin çalışmasını sıradan sayar Sabah uyanmayı alışkanlık sanır Oysa insanın en büyük körlüğü, sürekli olanı normal kabul etmesidir Bir gün gelir İnsan yıllarca içinden geçip gittiği nimetlerin önünde durur Ve hayatının mucizelerle değil Alışkanlıklarla örtüldüğünü fark eder Geçen gece masada yine dört kişiydik Ben Ravi Hiç Ve Münzevi Konuşmaya başlamadan önce uzun süre sustuk Çünkü bazen insanın susması Konuşmasından daha dürüst olur O gece masada görünmeyen bir misafir daha vardı Bir yıldır damarımın içinde duran Kalbime giden yolu açık tutan Sessiz bir derviş Ben onu düşünürken Ravi söze girdi İnsan Hayatını değiştiren olayları hatırlıyor Hayatını mümkün kılan şeyleri unutuyor Bir ihanetin tarihini yıllarca saklıyor Ama kendisini yaşatan sadakatleri birkaç günde sıradanlaştırıyor Sonra önündeki boşluğa baktı İnsan kendisini yaralayanları hafızasında misafir ediyor Kendisini yaşatanları ise alışkanlık diye uğurluyor Belki de en büyük nankörlük budur Masaya sessizlik çöktü Çünkü bazı sözler duyulmaz İnsanın içine yerleşir Hiç başını kaldırdı İnsan Kendisini kurtaran şeylere değil Kendisini meşgul eden şeylere bağlanıyor Bu yüzden ömrünün büyük kısmını ayrıntılarla geçiriyor Hakikat ise sessizce yanından geçip gidiyor Sonra yavaşça ekledi Bir şey ne kadar hayatiyse O kadar sessiz çalışır Kalp bağırmaz Damar bağırmaz Nefes bağırmaz Hayat bağırmaz Ölüm bağırır Eksiklik bağırır Yokluk bağırır İnsan bu yüzden kaybettiklerini hemen fark ediyor Ama sahip olduklarını görmek için bazen ölümün kapısına kadar yürümesi gerekiyor Bu sözün ardından aklım yine o görünmeyen misafire gitti Kaç gece benimle yürüdü Kaç korkunun içinden geçti Kaç sabaha ulaştı Kaç kitabın Kaç şiirin Kaç düşüncenin içinde sessizce görev yaptı Ve bütün bunları yaparken Bir gün olsun kendisini hatırlatmaya çalışmadı Münzevi elindeki bardağa baktı Tasavvuf dedi İnsana önce sahip olduklarını değil Emanetlerini öğretir Kalbin emanet Nefesin emanet Bedenin emanet Ömür emanet İnsan bunu gerçekten kavradığında Şükür başlar Çünkü şükür Nimetin büyüklüğünü görmek değildir Nimete ne kadar alıştığını fark etmektir Sonra sustu Ve devam etti Hakiki hizmet Karşılık beklemeyen hizmet değildir sadece Hatırlanmayı beklemeyen hizmettir Çünkü beklenti bitmeden teslimiyet başlamaz O an damarımın içinde duran o sessiz dervişe başka gözle baktım Bir yıldır aynı yerdeydi Ne övünüyordu Ne şikayet ediyordu Ne de yaptığı işi anlatıyordu Ben dünyanın bin türlü hesabıyla uğraşırken O yalnızca vazifesini biliyordu Ve birden fark ettim İnsanlığı büyük kahramanlıklar ayakta tutmuyor Sessiz sadakatler ayakta tutuyor Bir annenin kimseye anlatmadığı yorgunluğu Bir babanın içine gömdüğü korkular Bir dostun dillendirmediği vefası Bir eşin görünmeyen fedakarlıkları Ve bazen de bir damarın içinde yıllarca nöbet tutan sessiz bir derviş Ravi son kez konuştu İnsan dedi Hayatının değerini çoğu zaman ölüm yaklaşınca anlıyor Oysa hikmet Kaybetmeden görebilmektir Hiç gülümsedi İnsan vefasız değildir dedi Sadece sürekli yanında duran mucizeleri normal sanıyordur Münzevi başını eğdi Ve son cümleyi kurdu İnsan olgunlaştığında Kendisini ayakta tutan şeylerin büyüklüğüne değil Kendisine rağmen görevlerini sürdürmelerine hayran olur O gece masadan kalkarken Damarımın içinde duran o sessiz derviş Benim için yalnızca bir stent değildi artık Çünkü bazı varlıklar bedenin içinde yaşar Ama dersi ruha verir Ve insan bir gün dönüp geriye baktığında şunu anlar Hayatı büyük şeyler kurtarmaz Hayatı Vazifesini unutmayan küçük şeyler kurtarır İnsanın en büyük borçları da Kendisine hiç hesap çıkarmayanlara birikir !. Yusuf Tandoğan
··
186 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yusuf Tandoğan
Gönderi Sahibi
Bu yazıyı, bir yıldır kalbime giden damarın içinde sessizce görev yapan bir stenti düşünürken yazdım. Çoğu zaman hayatımızı değiştiren olayları konuşuyoruz, bizi üzen insanları hatırlıyoruz, kaybettiklerimizin yasını tutuyoruz. Fakat bizi hayatta tutan, yükümüzü sessizce paylaşan ve varlığına alıştığımız için fark edemediğimiz şeyleri pek düşünmüyoruz. Bir gün fark ettim ki, yıllardır bedenimde görev yapan bu küçük emanet yalnızca tıbbi bir müdahalenin parçası değil. Bana görünmeyen emeği, karşılıksız hizmeti, sessiz sadakati, şükrü ve tevazuyu hatırlatan bir sembole dönüşmüş. Ravi, Hiç ve Münzevi'nin konuşmaları da aslında bu düşüncenin etrafında şekillendi. Çünkü bazen insanı yaşatan şey, en çok konuşulan değil, en sessiz olandır. Bu metin bir stent hakkında değil. Bu metin, kendisine hiç hesap çıkarmadan bizi ayakta tutan, dertlerimize çare olan bütün görünmez emekçiler ve insanlar hakkındadır !.
Yusuf Tandoğan
Gönderi Sahibi
Leyl. Henüz yolun başındayım dediğim bir yaşta, stentle duruldum. Bu ani yüzleşme, dünyaya ve insanlara baktığım pencereyi bütünüyle değiştirdi. İnsan, ölümün aynasında o soğuk gerçeği erken yaşta görünce, heybesindeki tüm gereksiz yükleri bırakıyor, her şey sil baştan, en baştan başlıyor. İçimden hep aynı dua geçiyor şimdilerde. Keşke insanlık, hayatın ve nefesin o muazzam değerini anlamak için ölümün eşiğine kadar yürümek zorunda kalmasa, keşke bu sarsıcı farkındalığı, o soğuk yüzleşmeyi yaşamadan önce herkes tadabilse... Duan için Allah razı olsun, ömrüne bereket...
Yusuf Tandoğan
Gönderi Sahibi
Bir uçurum kenarında salıncak kurmuşuz Rüzgar sert Zaman dar Biz ancak düşerken anlıyoruz Gözümüzün gördüğü bu göğün kıymetini Oysa ölüm Uzak bir ülkenin fermanı değil Ceketimizin astarında taşıyoruz onu Attığımız her adımda Aldığımız her nefeste bizimle Yanı başımızda duruyor o soğuk gerçek Biz ise Hiç ölmeyecekmiş gibi gafil ve eksik !.
İnsan Hayatının değerini ölüm yaklaşınca anlıyor. Halbuki biz her daim ölüme yakınız. Farkında değiliz.