Eser farklı farklı anlatıcıların ağzından anlatılır. Daha önceden Elif Şafak'ın İngilizceden Türkçeye çevirmesi, intihal yapması vs.den dolayı kendisi ve eserlerine mesafeliydim ancak eser bence başarılı hatta eserin sonu beni enteresan bir şekilde duygulandırdı (mistik, sufi işleri sevmem).
Ella Rubinstein sıradan tekdüze bir hayat yaşamaktadır. Hayatındaki her detayı evliliğine göre ayarlamaktadır. Kocası David tanınmış ve iyi kazanan bir diş hekimidir. Uzun bir evlilik olduğu için Ella'ya göre de önemli olan aşk değil sevgi saygı olmuştur. Jeanette isimli üniversite öğrencisi kızı, Avi ve Orly isimli iki küçük çocuğu ve yaşlı bir golden köpekleri vardır. Northampton'da büyük ve lüks bir evleri vardır. Durumları oldukça iyidir. Ella utangaç ve munis bir kadındır. Evliliklerinin yirminci yılında kocasına boşanma davası açmış ve başka bir kıtadaki bir erkeğe aşık olmuştur.
Ella İngiliz Dili ve edebiyatı mezunudur ancak hep ev hanımlığı yapmıştır. Çocukları yeteri kadar büyüttükten sonra yayınevinde editör asistanı olarak iş bulur. İşi kocası bulmuştur, bunu karısını aldattıktan sonra yapmıştır. Kızı Jeanette, Scott isimli sevgilisiyle evlenmeye karar verir ancak aile bunu güzel karşılamaz. Annesi sadece sekiz aylık ilişkinin üzerine gelen bu kararı hamile kaldığından sanır. Aile Yahudi'dir ve kız damat Yahudi değil diye istemediklerini bile düşünür ancak tabi ki onların derdi kızlarının doğru seçim yaptığından emin olmaktır. Ella ona aşkın bitebilen bir şey olduğunu, asıl kendine iyi koca, çocuklarına iyi baba olabilecek bir erkeği seçmesi gerektiğini anlatırken kızı kendisinin onun gibi pasif ve umutsuz olmayacağını söyleyerek annesinin kalbini kırar. İşinde basılmadan önce incelenmek üzere aldığı ilk eser Mevlana ve Şems üzerinedir. Kitabın adı "Aşk Şeriatı"dır. Hollanda'da yaşayan A.Z. Zahara isimli bir yazar tarafından yazılmıştır ve Ella'nın hayatını değiştirecektir.
Eser Moğol istilasıyla başlar. Anadolu keşmekeş içerisindedir ve Konya'da Mevlana insanlara umut vermektedir. Şems isimli sivri dilli bir Kalenderî dervişiyle tanışır. Ondan önce şeriatçı bir İslam alimi olan Mevlana ondan sonra daha maneviyatçı bir isim haline gelir. Tabi ki eşcinsel oldukları şeklinde iftiraya uğrar ve birbirlerinden üç sene sonra kopartılırlar ancak hikâyeleri orada bitmez.
Mevlana zamanı "Çakal Kafa" isimli bir kerhane fedaisi tanıtılır. Fahişeyken kerhaneden kaçıp kendini dine veren bir kızı yakalayıp cezalandıracağı bir görevdeyken bir mektup alır. "İmanın Bekçileri" imzalı bu mektupta, fedaiye hitaben senin kim olduğunu biliyoruz, Hasan Sabbah'ın fedaisiyken onun ölümü üzerine dağıldın, yakalanmamak için Konya'ya kaçtın, şimdi sana güzel bir teklifimiz olacak der. Bir takım kişiler bir meyhanede onunla buluşup işin detaylarını ona verecektir ancak onların yüzüne bakması yasaktır. Buluşmaya iki ürkek genç gelir ve ikazlarına rağmen vazgeçmeyip başlarına bela olan bir dervişi öldürmesini isterler. Devamında avluda Şems'i öldürüp kuyuya atalı beş yıl geçmiştir ve cellat buna çok pişman olmuş haldedir.
Eser, Şems'in bir handa gördüğü rüya sahnesinden devam eder. Şems rüyasında kuyuya atılmış ancak son anda kurtarılmıştır. Halbuki handa uyuya kalmış kâbus görüp feryat figan etmiştir ve hancı onu uyandırır ancak Şems durumunun rüya değil öteki aleme gidip gelme olduğunu söyler. Burada hancıyla Tanrı'nın varlığı ve birliğine dair bir konuşma yapar. Hancı Tanrı'nın insanları bıraktığını söyler. Orada taşkınlık yapan iki müşteriyi döver. Şems ona yatacak yer karşılığı el falı bakar ve bu adamdaki şiddetin aslında içinden gelen bir zayıflık olduğunu görür. Falda hamile karısını Moğol istilasında kaybettiğini görür.
Ella Jeanette'nin sevgilisi scottu arar ve evlenemeyecek kadar genç ve işsiz olduğunu söyler ve bu sözlerini kızına söylememesini söyler. Scott ona birbirlerine aşık olduklarını söyler. Ella ona belki yarın başka birine aşık olacağını söylediğinde çocuk belki kendisinin de aynı akıbeti yaşayabileceğini söyler. Kocası bu durumdan haberdar olur ve karısını arayıp azarlar. Zaten onu aldatmaktadır ve o gece ilk defa eve de gelmez. Ella bu durumdan sonra kendinin de bir aşka ihtiyacı olduğunu hisseder.
Şems on yaşlarında koruyucu meleğini görmeye, vecd haline geçmeye başlar ve onu yadırgayan ilk insan babası olur. Onun kendisi gibi marangoz olmasını istemektedir. Babasına kendinin farklı bir insan olduğunu söyler ve evden çıkar dervişliğe başlar, gezmedik coğrafya bırakmaz. Şeyhlerle, alimlerle değil; kenara itilmişlerle hemhal olur ve Tanrı'ya itaat eder. Ruhuna eş bir insan için dua eder ve birgün koruyucu meleği ona o anın geldiğini ve Bağdat'a gitmesi gerektiğini söyler.
Ella kitaptan etkilenmeye başlar ve Zaharayı Google'da aratarak onun web sitesini bulur. Adam gezip fotoğraf çekmektedir. Site mevlanadan motifler ve şiirlerle bezelidir ve kadın daha da etkilenir. Sonra pişman olup kızını arayıp dün erkek arkadaşını aradığı için özür diler. Zahara'ya da bir mail atarak kızına yaptığından bahseder, özür diler ve kızıyla kendinin aşka bakışlarının aynı olduğunu, bir gün Boston'a gelirse kendisini ağırlamak istediğini söyler. kalır. Aziz Zahara Ellaya samimi ve hoş bir cevap verecektir.
Bağdat kadısı gösterişli şeyler seven ve Sufilerden nefret eden bir adamdır. Bağdat o dönemde Moğol istilasından kaçanlarla dolup taşmakta olan bir Abbasî şehridir. Tebrizli Şemseddin tam olarak bu adam bir zaviyedeyken oraya gider. Tanrı'yı aradığını söyler ve insanlar onu yargılar ve güler. O da kadıya bir insanın kendisi gibi lüks ve ihtişam peşinde koşarken Tanrı'yı bulmasının imkansız olduğunu söyler. Kadı biraz hiddetlense de ters tepki vermez. Ona şeriatın yeterli olduğunu söyleyince Şems onun da ötesine geçmek gerektiğini söyler. Burada meşhur Musa ve çoban hikayesini anlatır. Kadı iş uzamasın diye gider ve Şems'le yanına gittiği adam başbaşa Şems'in yanına geldiği pirin adı Baba Zaman'dır. Ona zaviyeyi rüyasında görüp görmediğini sorar. Şems görüleri ve rüyaları birbirine karışmasın diye Tanrı'yla bir mutabakat yapmıştır. Yani gördüğü her şeyin hakikat olduğunu belirtir ayrıca Tanrı bunun yerine ona rüya tabiri yeteneği verir. Baba Zaman'a kendisinin gideceği yeri Baba Zaman'ın söyleyeceğini belirtir.
Ellayla David'in arasında cinsellik bitmiştir. Kocasının kendini neden aldattığını düşünürken aklında bir anda kendinin de her şeyi geride bırakıp gidebileceği fikri belirir.
Şems zaviyede 9. ayındadır ve Kayseri'den Seyyid Burhaneddin'den Baba Zaman'a bir mektup gelir. Mektupta merhum Alaeddin Keykubat'ın büyük entelektüelleri bir şehirde toplamak gayesinden bahseder ve Konya'yı seçtiğini belirtir. Mektubu yazan kişi Mevlana'dan bahseder ve başta onun mürşidiyken daha sonradan müridi olduğunu, onun bu kadar büyük bir zat olduğunu anlatır. 24 yaşında şeyh olmuş, hızlı bir şekilde on bin mürid sayısına ulaşmış ve Konya halkı arasında muteber olmuştur. Onun da asıl yeteneği dini kabuğundan sıyırmak ve özüne ulaşmaktır. Mektubun yazarı Mevlana ile onun içerisindeki kimsenin dolduramadığı bir boşluk üzerine konuşur ve bir gün Mevlana ona bir rüyasını anlatır. Rüyada ipek böcekleri Arapça yazılar vs. ve bir kuyunun başında beklediğini görür. Baba Zaman'ın zaviyesi ipek böcekleriyle meşhur olduğu için adam da bu durumdan kendisine bahsetmeyi akleder. Eğer bu duruma uygun birisi kendi zaviyesinde varsa Mevlana'nın içindeki boşluğu tamamlamaya yardım etmesini söyler. Bu kişinin Mevlana'yı değiştirebilecek ve herkesin sevdiği bir adamın en sevdiği olacağı için kıskanılıp öldürülecek ve geri dönemeyecek olduğunu da ekler. Baba Zaman bunu müridlerine açar ve Şems talip olur ama şeyh Şems'i göndermek için çok bekletir, neticede onu Konya'ya yollar. Seyyid Burhaneddin'e yazdığı mektupta da onu bekletmesinin sebebinin hem onu çok sevmesi hem de başına geleceklerden korkması olarak belirtir. Şems oradan giderken Mevlana'nın rüyasını da tabir eder. Rumî ipektir ve ilmek ilmek örülecektir. Kendisi ipek böceğidir, bu uğurda ölecektir.
Ellanın babası bir noel günü kendini asarak intihar etmiştir. Bu sebeple annesi gibi bir eş olmamaya yemin etmiş ve kendi gibi bir Yahudiyle evlenmiştir. Yıllardır muntazaman aile birliği için kahvaltıya dikkat eden Ella o gün kahvaltı hazırlamaz ve aile şaşırır.
Şems Konya'ya gider ve Mevlana'yla tanışmadan onun bir vaazına gider. Sonra da şehrin dışında bir kerhanenin önünden geçer, orada Çöl Gülü lakaplı Hristiyan bir kadın çalışmaktadır. Onun ileride maneviyata ereceğini kehanet eder. Çöl Gülü'nün annesi öldükten sonra kardeşi, üvey annesi ve babasını öldürmüş ve kadın esir düşüp kerhaneye kadar düşmüştür. O da Mevlana'nın vaazına erkek kılığında gider ancak yakalanır, Şems onu kurtarır ve kerhaneden çıkıp gitmesini söyler.
Ella ile Zahara mesajlaşmalar sebebiyle birbirinden hoşlanmaya başlar ama Ella bunun sadece yazıda kalacağını düşünerek manen rahatsız hissetmez.
Sonunda Şems ve Mevlana tanışır. Şems Mevlana'ya kendine bir soru sormak istediğini söyler ve ondan bir Sufi piri ve Hz Muhammed'i kıyaslamasını ister. Bu şaşırtmacalı bir sorudur ve Mevlana güzel cevap verir. Yakınlaşınca Mevlana Şems'in rüyalarında gördüğü derviş olduğunu anlar.
Aziz aslında İskoçtur ve sonradan Müslüman olmuştur. Dünyanın her yerini gezen ve fotoğraf çeken bir gezgindir.
Artık şems Mevlana'nın yanında yaşamaya başlar ve kütüphaneye kapanıp günlerce fısıltıyla sohbet etmeye başlarlar. Özellikle küçük oğlu Alaaddin durumu çok kıskanır. Şems 40 gün sonra "Artık dışarı çıkalım" der. Kapandıkları kütüphaneye normalde karısının bile girişi ve kitaplara dokunması yasaktır ve karısı bu yüzden onları oldukça kıskanır.
Mevlana'nın evlatlığı Kimya hatun da muhtemelen epilepsidir ve düşüp bayılmaktadır. Bir bilge onun özel olduğunu, eğitilmesi gerektiğini söyler ve Mevlana Kimya'yı evlat edinir. Kimya tekkede yalnızca kendinin görebildiği genç ve güzel bir kadın görür, bu Mevlana'nın ölen eşi Gevher'dir ve kızın Mevlana'nın himayesine girmesine yardımcı olur ve gider.
Ella Zahara'yla telefonda konuşmaya da başlar. Mevlana gitgide çevresine daha çok yabancılaşır ve vaktini yalnızca şemsle geçirmeye başlar. Karısı Kerra Rum asıllı sonradan Müslüman olmuş biridir ve durum onu iyice rahatsız etmeye başlar. Ella bir gün Aziz'e bir fotoğrafını gönderir ve Aziz de karşılık verir. Ella onu beğenir.
Kimya da şemsin hem fikirlerini hem kendini beğenmeye başlar. Şems Mevlana'nın en sevdiği kitaplarını imha etmeye başlar, ki Mevlana karısı Kerra'yı daha önce sırf kendine jest olsun diye kitapların tozunu aldığı için azarlamış birisidir.
Zahara daha önce evlenmiş ancak eşi trafik kazasında ölmüştür. Zahara karısı öldükten sonra uyuşturucuya başlamış ve homeless olmuş uzun süre böyle yaşamış ve en sonunda kendine gelmiş ve Sufilikle tanışmıştır.
Kerhanede çalışan Çöl Gülü ermiş gibi yaşamaya karar verir ve oradan kaçar. Zahara normalde Kâbe'ye gayrimüslimlerin girişi yasak diye fotoğraf çeken ilk Hristiyan olmak için gitmek ister, buna vesile olsun diye Sufilerden destek almaya karar verir ve Baba Samet isimli şeyhle tanışıp Mesnevî ve Şems'e vakıf olur. Onun yeterince piştiğini düşünen şeyh onu dolaşmakla görevlendirir.
Şems Mevlana'ya meyhaneden şarap getirtir ki onu çevreleyen duvarlar iyice yıkılsın. Sonradan içmesini söyleyecek ancak içirmeyecektir. Mevlana'nın küçük Oğlu Alaaddin de kimyadan hoşlanmaktadır. David, Ella'nın Zahara'yla yazışmalarını öğrenir ve Ella ona aşık olduğunu itiraf eder. Ella azize bir mektupla ilanı aşk eder.
Çöl gülü tekkeye gelip şemsi sorar. Şems Mevlana'yı raks eşliğinde sema dönmeye ikna eder ancak bu o dönem için çok riskli bir harekettir. Çalışmalara başlarlar. İlk semalarını yaparlar ve halkla birlikte hükümdar Keyhüsrev de beğenir ve sahneye bir kese altın atar. Şems bu keseyi onun kafasına fırlatır. Bunu da sürekli elitler tarafından kollanan Mevlana sıradan bir insan olmayı anlasın diye yapmıştır.
Aziz Ella'yı ziyaret etmek için Amerika'ya gelir. David bunu anlar ancak yapacak bir şeyi olmaz. Şems'in üzerinde özellikle Mevlana'nın küçük oğlu Alaaddin olmak üzere büyük baskı oluşur ve bir gün Mevlana'yı terk eder, Mevlana'nın saçı sakalı bir gecede beyazlar. Sultan Veled'i onu bulmakla görevlendirir. Bir süre sonra Sultan Veled onu Şamda bulur ve Şems giderse öleceğini bilmesine rağmen Mevlana'yı özlediği ve nefsi yaşamak istediği için onu dinlemeyerek dönmeyi kabul eder. Mevlana eğer Şems evlenirse halktan saygı görür ve dedikodular son bulur diye düşünür ve bu izdivaç Kimya'ya teklif edilir ve evlenirler.
Aziz'le Ella bir otelde buluşurlar ancak Aziz onun kafasının karışık olduğu için pişman olmasını engellemek adına onunla birlikte olmaz. Kimya'yla Şems de ilk gece birlikte olmazlar ve daha sonra da olmayacaklardır ve şems söz olmasın diye avucunu kesip yatağa kan akıtır. Kimya, Çöl Gülü'nden erkeği baştan çıkarma dersleri alır ancak bu da işe yaramaz ve Kimya kara sevdaya düşer. Ella, Aziz'le iyice yakınlaşır, onunla gitmek istediğini söyler ancak kendini tasavvufa veren ve bir kanser türüyle yaşayan Aziz bu durumu izah ederek ona bir gelecek sunamayacağını söyler. Ella ondan kendi için kanserle savaşmasını ister ancak Aziz hastalığıyla kavga etmek istemediğini söyler.
Sonunda Şemse suikast yaparlar ve cesedini kuyuya atarlar. Mevlana o günden sonra asla eskisi gibi olmaz ve oğlunu bu işten dolayı affetmez, bir süre sonra da Mesnevi'yi yazmaya başlar. Ella, Aziz'le bir sene dünyayı gezdikten sonra Konya'ya gelmiştir ve artık Aziz bir hastanede son günlerini yaşamaktadır ve ölür. Konya'da gömülmeyi vasiyet eder ve gömülür. Ella Amerika'ya dönmek yerine kendine yeni bir hayat kurmaya karar verir.