Puan vermedi·424 syf.····Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00 SPOİ!!
HAVVA'NIN ÜÇ KIZI
Havva'nın Üç Kızı'nı okurken kitabın yalnızca din üzerine değil, insanların inançları, önyargıları ve birbirlerini anlama biçimleri üzerine de düşündürdüğünü hissettim. Roman boyunca farklı dünya görüşlerine sahip karakterler görüyoruz; ancak beni en çok etkileyen şey insanların çoğu zaman birbirlerini anlamaya çalışmak yerine yargılamayı tercih etmeleriydi.
Özellikle Mona'nın başörtüsü nedeniyle bir Hristiyan tarafından dışlanması bana oldukça ironik geldi. Çünkü kadınların örtünmesi yalnızca İslam'a özgü bir gelenek değildir. Bu sahne bana insanların bazen kendi inançları veya tarihleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadan başkalarını yargılayabildiklerini düşündürdü. Bu nedenle kitabın önyargılar konusundaki eleştirisini başarılı buldum.
Kitapta dikkatimi çeken bir diğer konu ailelerin çocukları üzerindeki etkisiydi. Ebeveynlerin kendi inançlarını ve değerlerini çocuklarına aktarması doğal bir durum. Ancak bunun bir fikir paylaşımı şeklinde olması ile çocuğu iki farklı düşünce arasında sıkıştırması arasında büyük bir fark var. Peri'nin yaşadığı kimlik karmaşasında ve sürekli bir taraf seçmek zorundaymış gibi hissetmesinde ailesinin büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle roman, ailelerin çocuklarını kendi inanç çatışmalarının tarafı hâline getirmemesi gerektiğini bir kez daha düşünmemi sağladı. Belki bu konu beni özellikle etkiledi çünkü benim büyüdüğüm çevrede din, insanları birbirinden uzaklaştıran değil daha çok kişisel bir mesele olarak görüldü. Bu yüzden Peri'nin yaşadığı çatışma bana daha da ağır geldi.
Peri'nin annesi ise kitapta en çok eleştirdiğim karakterlerden biri oldu. Bunun nedeni yalnızca kızını suçlaması değil, kardeşinin ölümünden sonra Peri'yi adeta bir günah keçisine dönüştürmesiydi. Bana göre yaşadığı acının yükünü taşımak yerine bütün sorumluluğu küçük bir çocuğun üzerine bırakarak kendi vicdanını hafifletmeye çalıştı. Bu durum, Peri'nin hayatı boyunca taşıdığı sıkışmışlık duygusuna bir de suçluluk duygusunun eklenmesine neden oldu.
Ayrıca Peri'nin annesinin dine yaklaşımını da sorguladım. Karakter bana dini doğrudan anlamaya çalışan birinden çok, çevresindeki insanların ve bazı dinî otoritelerin söylediklerini sorgulamadan kabul eden biri gibi göründü. Bu nedenle onun davranışlarının inançtan çok korkular, toplumsal baskılar ve alışkanlıklar tarafından şekillendiğini düşündüm. Açıkçası bu yaklaşımı doğru bulduğumu söyleyemem. Romanın bu yönü bana dinin kendisinden çok, insanların dini nasıl yorumladığını ve nasıl yaşadığını tartıştığını hissettirdi.
Kitapta pek sevmediğim bir diğer konu ise üç kızdan bahsedilmesine rağmen hikâyenin büyük ölçüde yalnızca Peri üzerine yoğunlaşması oldu. Ben Şirin'in hayatını ve düşüncelerinin nasıl şekillendiğini de daha ayrıntılı okumak isterdim. Çünkü onun geçmişini daha iyi görmek, romandaki fikir çatışmalarını ve karakterler arasındaki farklılıkları daha güçlü bir şekilde anlamamızı sağlayabilirdi. Bu nedenle Şirin'in hikâyesinin biraz geri planda kalmış olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca romanın sonunun daha etkileyici olabileceğini düşünüyorum. Kitap boyunca birçok önemli konu ele alınırken final kısmı bende aynı etkiyi bırakmadı. Bu yüzden son sayfaları okurken biraz daha güçlü bir kapanış beklediğimi fark ettim.
Genel olarak Havva'nın Üç Kızı, bütün görüşlerine katıldığım bir roman olmadı. Ancak din, kimlik, aile, önyargı ve aidiyet gibi konular üzerine düşünmemi sağladı. Bence romanın en güçlü yanı da okuyucuya kesin cevaplar vermekten çok soru sordurabilmesi.