Sen misin ey varlığına anlamlar savuran?
Zamanın dibini bulurum sanırsın.
Bu kıvrılan saniyelerle boğuşurken
anlamlarını kavradığını sanırsın.
Kim derdi ki gelip geçecek her şeyin yalan olduğunu,
en netameli savaşlarında kavrayacaksın bulduğunu.
Bir kuru yaprak gibi savrulurken,
bir kelebeğin kanadına tutunurken ya da.
zerrelerin ve renklerinle var olduğuna taparken…
Ey zerrelerde kendini bulan ve yok eden,
tamamlanamayan, eksik kalan sen;
Sen değil misin rüzgârlara üfleyen
ve uçuşan bir toz zerresi olan her nefesinde…
Muktedirin müridi, şeytanların en iblisi,
sen değil misin, ah sen?
Gün doğumlarını tuzak belleyen,
her sabah ölüp dirilen;
ayın simasındaki nurani yüzü silinen
her gece sen değil misin —
tanıdık ve bir o kadar yabancı?