Arzunalbant, bir alıntı ekledi.
13 dk. · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi

Cam...
Bazı şeyleri hiç anlamiycam
Mesela matematiği
Annelerin neden öldüğünü
İnsanlarin neden ırklara bölündüğünü
Dinleri ve mezhepleri
Hiç şiir okumayan insanları
Gidip dönmeyen gemileri
Ve hiç yakılmayan limanları
Cennet anne karnındaki dokuz aylık serüven
Kelebekler kitap okumuyor
Kaç cehennem daha var ki içinde yaşadığımız şu dünyadan başka
Kalp camdan... ve paramparça
Kırılıyoruz.

Hadi Bana Baba Yap.., Kolektif (Cenevre fikir sanat)Hadi Bana Baba Yap.., Kolektif (Cenevre fikir sanat)
Lililerle, bir alıntı ekledi.
14 dk.

Dram, lirik şiir ve epik, aralarında ne tür bir hiyerarşi kurarsak kuralım, diyalektik bir sürecin tezi, antitezi ve sentezi değildirler; her biri, Öbürlerinden nitel olarak tamamen farklı bir dünyayı bi­çimlendirme aracıdır. Her biçim olumlu görünür çünkü kendi ya­pısal yasalarını uygulamaktadır: Ondan bir ruh hali olarak yayılır gibi duran hayat olumlaması, aslında biçimin belirlediği uyum­suzlukların giderilmesinden ibarettir: kendi tözünün, biçim tara­fından yaratılmış o tözün olumlanması.

Roman Kuramı, Georg LukácsRoman Kuramı, Georg Lukács
Güler K., bir alıntı ekledi.
18 dk.

İyi sanatçılar yalnızca ürünlerinde var olurlar, bunun sonucu olarak da kişilikleri silik kalır. Büyük şair, gerçekten büyük olan şair, tüm yaratıkların içinde şiirden en uzak olanıdır. Oysa üçüncü, dördüncü sınıf şairler ilginçtirler. Şiirleri ne kadar kötüyse görünümleri o kadar çarpıcıdır. İkinci sınıf bir sone kitabı yayınlatmış olmak insanı resmen dayanılmaz yapmaya yeter. Bu adam yazamadığı şiiri yaşar. Ötekilerse, yani gerçek şairler hayatta gerçekleştirmeyi göze alamadıklarını şiir olarak yazarlar.

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 69)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 69)
Güler K., bir alıntı ekledi.
35 dk.

Çoğu kişiler yaşamın düzyazısına aşırı yatırım yapmak yüzünden iflas ederler. Şiir yüzünden batmak bir onurdur...

Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 66)Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde (Sayfa 66)

“Bir şiir daha yazalım yaraya, şairi zedelese de dizeler, kabuk olur acının üstüne”

Gece inmiş şehre.
Sadece şiir merhem olur gönlümün karasına şimdi...

Erdem Bayazıt

Kitap hakkındaki düşüncelerim, Şükrü Erbaş’ı yeni okuyan biri olarak çok büyük bir beklenti içine girdim. Gerek alıntılarda gerekse ödüllü bir şiir kitabı oluşu beni cezbetti. Girişteki Binbir Gece Masalları, Çembercik, Işık Heceleri şiirlerinden en beğendiklerimdir. Çok büyük beklentilere kapılmadan okumanızı tavsiye ederim.

Öykü Duru, Erbain'i inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İmgelerle dolu, zeka yüklü şiirden hoşlanıyorsanız İsmet Özeli seversiniz. Şiir yazmanın yetenek değil zeka ve donanım olduğunu ispatlayan şairdir o. İsmet özel okumak ve anlamak iyi şiirden anlamaktır

Ben de yazdım:
ESKİ İMAR PLANI

Selim'e.. .

Yasemin'in düğünü var yarın.

Yasemin. Bir inceltme işareti gibi kaşları. Bütün kaba saba sözler, abuk sabuk tavırlar, sert ve kart hadiseler onun gözlerinde yumuşar, kaşlarında incelir.

Bunları kendisine söylemedim. Ben zaten ona neyi söyledim ki?

Bakın burada yazdığım bir yığın şiir duruyor. Ona yazdığım. Kağıtlara yazıyordum o zamanlar. O zamanlar kağıtlara şiir yazılıyordu.

Bu da bir vakitler günlük yazmaya niyetlenip de bir türlü devamını getiremediğim ve giderek ara ara, belki ay ay yazdığım, . .. ama yazdığım, bir defter.

Neler yazmışım böyle:

''Onu seviyorum. Seviyor muyum? Kendime dahi itiraf edemediğim bu müphem duyguyu mahsus en az kendi kadar belirsiz bir istifham haline getiriyorum. Değil mi? Hadi hiç de değilse bunu itiraf et Arif! Hiç değilse bunu. . .''

Yasemin.

Onu seviyorum. Seviyor muyum?

Artık sevmiyorum. Yarın düğünü var. Ama hafızam bütün geçmiş zamanları zapt etmiş bir vaziyette yerinde duruyor. İşte onu aldatamam. O bir ikaz alarmı, bir uyarı zili gibi kafamın içinde hatıraları daima zinde, canlı ve kudretli tutuyor.

Aşk çok kudretli bir duygu azizim. Çok kudretli. .

Başkalarına fazla alelade, feci bayağı, epey sıradan gelen nice hadiseye aşk denilen oklava, ruhumuzun bilinmez bir yerinde öyle tuhaf şekiller veriyor ki, bir masal ülkesinde, bizim için tertiplenmiş bir müsamereyi seyreden insanlar oluveriyoruz.

Biz insanlar ne garip varlıklarız azizim.

Bir cuma günü yağmur yağmıştı da, . . .. sadece tatlı bir tesadüf eseri olarak, onun arkasından yürüyorum diye sanki yan yana yürüyor, birlikte ıslanıyormuşçasına, engin ve dipsiz bir hülyanın dalgalarında kulaç atmıştım.

Aptallık mı? Sersemlik mi? Delilik mi? Delilik. Bunu içimde yaşattığım insan sürekli tekrarlıyor içinden. Delilik. İç sesimizin bile bir iç sesi var. Delilik.. .

O günü biraz daha canlı anımsamalıyım. Cumhuriyet Caddesi'nde. .. Kuvvetli bir yağmur yağıyor. .. Giderek artıyor. . Aamaaaan..

Yasemin'in yarın düğünü var.

Bu cümle .. . bir ağustos gecesinde uykusuzluktan çökmüş sinirlerimi bir sivrisinek gibi rahatsız ediyor. Teyakkuzda bir zihinle uyunamaz.

Burada bir sivrisinek sesi saklı. Bu satırların arasında. Ömürlerinde hiç değilse bir kez aşık olmuş, ayrılmış, ve sevdiği kız başkası ile evlenmiş olanlar bu sesi duyuyor olmalı.

İnanılmaz bir ses. Yüreğimi sızlatıyor. Bir çeşmeden maşrapaya şap şap dökülen bir su gibi. . Kesik kesik. . Fakat devamlı .. Kesik kesik olması devamlı . . Rahatsız eden, beni öfkelendiren de bu zaten.

Çıldırıyorum ben galiba. Yahut çıldıracağım. Yasemin'in yarın düğünü var. Bunu yazmak değil, sadece ve bir an için, saniyenin onda biri kadar düşünmek bile dehşet verici, tüyler ürpertici. Yasemin'in yarın düğünü var. Kahrolası cümle. Yasemin'in yarın düğünü var. Defol! Yasemin'in yarın düğünü var. Yeter, yeter. .. yeter. . .!

Yasemin'in yarın düğünü var. Giderek hızlanan bir müzik gibi. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda'yı söyleyen Cem Karaca'nın sesi. Giderek hızlanıyor. Bu tempoya ayak uyduramayan sinirlerim azıyor, nefes alamayıp sürekli esneyen bir adam oluyorum, soğuk ve soluk bir nefes. Derin bir nefes alıyorum. Olmuyor. Tanrım. Olmuyor. . Yasemin'in yarın düğünü var. Küfredeceğim. Belki o zaman rahatlarım. Yasemin'in yarın düğünü var. Yasemin'in. .. ... yarın . . düğünü. . .. var.

yeter. . ............... yeter. . yeter.

Ama Yasemin'in yarın düğünü var.

Anlıyor musunuz?

Hayır onu sevmiyorum. Seviyor muyum? Seviyorum. Hayır sevmemem lazım. Yasemin yarın bir başka adamla, bir yatakta. . .. Sustum. Susmalıyım. Yazamam. Düşünmemeliyim bile. Yarın. .. bir başka adamla .. bir yatakta. .. Hayııırrr!!

Sevmiyorum. Yasemin seni sevmiyorum. Çünkü senin kaşların var. Bir inceltme işareti gibi. Evet bunun için sevmiyorum. Çünkü gözlerin o kadar naif ve güzel ki, .. gözlerinin üstünde onları inceltmeye yeltenecek bir işarete gerek yok. Yani ben seni seviyorum da. .. . kaşlarını sevmiyorum. Ama kaşlarını bir şeye benzetip de, onları benzettiğim şeylerle kurmaca bir vakıa ile yargılayan da ben değil miyim? Saçmalıyorum. Seni seviyorum. Sevmiyorum. Saçmalıyorum ama sevmiyorum. Sevmiyorum.

Biz insanlar ne garip varlıklarız azizim.

. .ve Yasemin.. ne ilginç bir isim!. Ne demişti o adam? Hani o gece sığındığımız moral istasyonu. Hayalimdeki kadın. dememiş miydi? Hayalimdeki kadın. Kah biraz hakikat, kah biraz yalan, biraz rüya, biraz vakıa, biraz hülya. . o kadar çok şey uydurdum ki. . Neresi moral azizim buranın, neresi moral istasyonu. Ürperen yürekler, titreyen eller, yanıklaşan sesler. . Muhakkak yüksek tansiyon hastası bu adamlar. Ceplerinde hap taşıyorlardır. Olur olmaz yutuyorlardır. Olur olmaz. Olur olmaz o kadar çok şey uydurduk ki. .. Handiyse ben de inanacağım. İnanıyorum galiba. Yasemin kim? Güleyim bari. .. Üstelik onu sevmiyormuşum. Yok seviyormuşum da. İçimdeki bu mücadeleci seslerin sahibi kim. Be hey kim? Yasemin kim ulan. Kim?

Titreyen bir el.. çok titriyor. . .. yakalıyor beni. Bırakmıyor. Bak diyor. Bak işte Yasemin. Hani lan nerde? Nerde? Bak karşında. Orada. Ama yok orada. Karşımda ben varım. Ben. Yasemin senin içinde. Ruhunda. Onu göremezsin. Kendinde görebilirsin ancak. Kendini görebilirsin. O hayalindeki kadın çünkü. Yasemin'in kaşlarının bir inceltme işareti gibi olduğunu da mı ben uydurdum. Ya o cuma gününü. . .Ya o yağmuru. .Onun arkasından yürüdüğümü .. .Birlikte, beraber, yan yana ıslanıyormuş gibi saadetle dolup boşaldığını ciğerlerimin. Bunları da ben uydurdum. Söylesene. .. Çek o titrek ellerini içimden. Sersem herif. Sersem!. Deli misin, nesin. Ha deli misin? Deli. Ah! Bunu içimde yaşattığım insan sürekli tekrarlıyor. Deli. Deli. Deli. ..

İç sesimin bile bir iç sesi var.

Ama. Ama . ..Yasemin'in yarın düğünü var. Yasemin, bir başkası ile, bir yatakta. .. . Dur!.

Sert, parlak, şeytan gözü bir bilye gibi yuvarlanıyor bu söz. ... Yuvarlanıyor, yuvarlanıyor, yuvarlanıyor. .. ..... ... .. . ....

Bak. . ... ..... Senin önüne düştü.

Yasemin'in yarın düğünü var. . .

7, haziran, 2014; 00:31