·106 syf.····Okunma: 31 Mayıs 2026 19:10 Franz Kafka'nın otobiyografi kitabı olarak da değerlendirilen, babasına yazdığı ama ulaşmayan hem kendi iç dünyasını hemde babasına yüklediği değerleri ve bunun gölgesinde kalan hayatının yanı sıra, evlenme girişimini haber vermek için kaleme aldığı mektubu...
Açıkçası kitabı okurken Franz Kafka'nın ne kadar derin ne kadar bir çok şeyi içinde yaşadığını görüyoruz. Franz Kafka'yı Kafka yapan da budur. Lakin, ben Franz Kafka'ya hak verdiğim kadar babasına da hak verdim. Babasına kızdığım kadar Franz Kafya'yı da suçladım...
Kuşak çatışması.. Coğrafi, idoloji, din ve kültür ne olursa olsun her dönemde kendini gösteren bir gerçek. Evet büyüklerimiz çoğu zaman öngörülü Franz Kafka'nın babası gibi ama çoğu zaman da bir sevgiyi çocuklarından mahrum edecek kadar da geri kafalı bir tutum takınabiliyor. Fakat gençlikt, en az kuşak çatışmasını körükleyen deli dolu bir kan taşır. Bu hikayede benim için en büyük eksiklik iletişimsizlikti. Bazen çocuklar farkında olmadan çörek otu tanesi kadar bir anıyı konuşamadıkları içselleştirip, büyürken o minik sorunu da kendileriyle birlikte büyütebiliyorlar. Belki çok değersiz 1 saat sonra unutulacak o anı bir veba misali ömürleri boyunca sırtlarında kambur gibi taşımak zorunda kalıyorlar. Kitabı okurken En çok şunu merak ettim. Ya bu mektup babasına ulaşsaydı? Belki o zaman Kafka bu kadar eksik hissetmez bir şeyleri susarak büyüttüğünün farkında olabilirdi. Belki de babası yanlışını idrak eder sivrilerini törpüleyebilirdi. Ama o zaman da biz Franz Kafka'yı tanımamış olabilirdik.
Çok ilginç değil mi? Babasının Kafka olarak bile görmediğini düşündüğü Franz, şimdi kaç kuşak sonra Kafka eserleri ile anılıyor. Anlaşılmamak, duyulmamak ve konuşamamak... bir yazarın en büyük kalemi olabiliyor..