Gönderi

Bataklıktan Çıkanlar ve Bataklığa İtilenler
10/10
·136 syf.··
2026 5. kitabı
Gerçekten güzel bir kitap aslında. İlk elime aldığımda kitapta Petrov'un kendi çıkarımları var sanıyordum ilk bakışta; halbuki bildiğimiz kısa hikayeler ile Fin halkının nasıl bataklıktan dünyanın en mutlu insanları arasına giren ilk sıralamalardaki ülkelerden birisi olduğu anlaşılıyor. Aslında Fin halkının; nasıl açlık, sefalet, iç bürokraside dönen entrikalar, siyasi savaşlar, halkın yoksul ve cahil kalması ve bunun ile dalga geçen üst sınıf insanlar ve alt sınıfların üst mertebedeki yetkililere karşı olan öfkesi ile başlıyor desek yanılmayız. Ve aynı zamanda nasıl yükseldikleri ve bunun ilk bilindik öncülerinden olan Snellman'dan söz etmemiz daha doğru olur. Çünkü gerçekten fikirleri ve topluma karşı olağanüstü bir ilgisi ile şimdiki siyaset yapan sözde politikacılara ve sözde felsefecilere bin basar diyebilirim. Yani insan imreniyor, "Böyle adamlar da keşke bizim ülkede doğsa," diyoruz ama şimdi doğsalar bile bu insanların yaşama olan inancı ve sistemin bu gibi insanlara nasıl muamele ettiğini hepimiz ya da birçok insanımız biliyordur. Aslında yapabilirsem eğer, kitaptan alıntılar da paylaşacağım. Çünkü ilk başta yalan olmasın, benim düşüncelerimin çoğundan fazlasını toplumuna uygulamış ve başarmış birisi ve ben de gerçekten seneler boyunca Türkiye'nin "Keşke böyle olsa," dediğim halini düşünmüş ve uygulamaya geçirmiş birisi. Ve bunu sadece laf kalabalığı olarak algılamayın; her ne kadar ülkemden utansam ve sinirli olsam da iyiliğini düşünüyorum. Ama ben kitapta okurken fark ettim, Slav bir yazardan bahsediyor; eğer o sayfaya gelirseniz dediklerimi az buçuk anlarsınız. Çünkü genelde ben Türkiye'yi baştan inşa etmek istiyordum ve çoğunlukla girdiğim teknoloji yarışmalarında derece yapamadım ve gerçekten de üzüldüm. Çünkü ben halka hitap eden bir sürü proje yapıyorum ve yapmaktayım ama her seferinde fikir güzel ama iş uygulamaya dönünce bana hakem heyetlerinin söylediği tek bir cümle vardı: "TEORİDE EVET AMA SEN YAPAMAZSIN!" diyorlardı. Ve şunu fark ettim: Biz birbirimize böyle davrandıkça bu ülke hiçbir yere gidemez de ve gelemez de. Çünkü kitap şunu diyor: "BİRBİRİNİZE SAHİP ÇIKIN VE KENDİNİZDEN VE ÜLKENİZDEN UTANÇ DUYDURMAYIN." Fin halkı bunu da baz alarak şu anda bu haldeler. Peki biz ne haldeyiz? "SEN YAPAMAZSIN ÇÜNKÜ BİLGİN YOK," diyorlardı ama fikir var. Siz bunun olmasına bile karşısınız, e biz adım attık ama siz o adımdan bile rahatsızsınız; fikri değil yapılanı övgüyle karşılıyorsunuz ve bu çok saçma ve mantık dışı bir eylem. Bizim gibi bir sürü engellenmiş genç... Kaçının kolundan tuttunuz, kaçının peşinden gittiniz, onlara eğitim verdiniz? Hepimiz bir yerlere gelelim diye uğraşırken siz bizi kapı dışarı ettiniz, ondan sonra da "Evde genç işsiz Z kuşağı var," dediniz. Kaçımız İngilizceyi iyi biliyor? Daha cümle dahi kuramıyoruz ve sırf biz bunun için kurslara gidiyoruz. Daha bize devlet dediğimiz yapı bize bir şey öğretemiyorken, Fin halkının en yaşlı üyeleri bile okuma yazma biliyordu ve aynı zamanda bu insanlara sağlıklı yaşam öğretiliyordu. Şimdi biz nere ile nereyi kıyaslıyoruz ki? Şimdi yapılamaz mı? Evet, yapılır ama herkesin bu kitabı zorunlu bir şekilde okuması ve bundan örnek alarak, bir gerçek ulusunun vatandaşı olarak okumalı. Bu sözlerimi Snellman'dan öğrenerek yazıyorum ve sizden sadece şunu istiyorum: Utanmak istemiyorsanız, YAPMAYIN. Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Duygu ve Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,5bin okunma
·
23 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.