Puan vermedi·212 syf.··Beğendi
· Kibrini Kendi Mezarı Yapan Bir Adamın İtirafnamesi
Asım; dışarıdan entelektüel, içeriden ise kibir ve korkaklıkla örülmüş varlıklı bir gençtir. Evlerine sığınan kimsesiz Ayşen’i hep bir "besleme" olarak görüp horlar; İstanbul’da üniversiteyi kazandığı an ondan kaçışı bir kurtuluş bileti sayar. Ancak kader Asım’ın kibriyle dalga geçer: Ayşen azimle çalışıp üç yıl sonra aynı okulu kazanır ve İstanbul'da Asım’a emanet edilir. Ayşen zarafetiyle Asım'ın havalı çevrelerinde hemen kabul görünce, Asım bu güç karşısında çileden çıkar. Üstelik Ayşen ona sessiz bir aşk beslemektedir ama Asım’ın kibri bu saf sevgiyi göremeyecek kadar kördür.
Asım, ulaşılamaz bir rüya gibi gördüğü Firuze’ye sırılsıklam aşık olur. Fakat onunki sakat bir sevgidir; Firuze’yi değil, onun yanındaki "kusursuz aşık adam" imajını sever. Bu narsist büyü içinde, Ayşen’in duygularına tamamen körleşir.
Her şeyi darmadağın eden o uğursuz gün, 14 Temmuz 1981’dir. Firuze’nin onun mavi kravatını taktığı o kusursuz sabah, memleketten gelen bir telgrafla babasının ani ölüm haberi her şeyi bıçak gibi keser. Bu darbeden sonra Firuze derin bir sessizliğe gömülüp uzaklaşır. Hem babasını hem aşkını kaybeden Asım, vicdan azabıyla akıl sağlığını yitirecek noktaya gelir.
O kapkaranlık günlerde, her fırsatta yukardan baktığı Ayşen, karşılıksız sevgisiyle onun tek sığınağı olur. Fakat Asım, bu yıkımda bile sınıfsal kibrinden, Firuze saplantısından vazgeçmez. Onurunu daha fazla çiğnetmek istemeyen Ayşen, acısını kalbine gömer ve arkasında hiçbir iz bırakmadan sessizce çekip gider.
Hüzünlü Hesaplaşma
Roman, yıllar sonra Asım’ın döküntü bir odada, kemikleri sızlatan bir yalnızlıkla ölümü beklerken yaptığı hüzünlü hesaplaşmayla biter. Dilinden dökülen şu sözler, bir ömrün hak edilmiş itirafıdır:
"Şimdi bu odadaki boş duvarlar bana bakıyor. Haklılar... Hakkıyla sevmeyi beceremeyenin payına, ömür biterken sadece buz gibi bir hiçlik düşer. Anladım ki Firuze alevken, Ayşen hayattı. Firuze ateşse, Ayşen topraktı..."