Öncelikle yazarın Hint asıllı olması üzerinden çıkarımım şu yönde: Maduniyet Teorisi üzerinden gidecek olursak, I. Dünya Savaşı sonrası İngilizlerin Hindistan üzerinde kurdukları hegemonya neticesinde, Hintlilerin kendi kendilerini yönetemeyecekleri ve başlarında egemen bir gücün olmasının gerektiği, bu vesile ile üzerlerinde mutlak bir hakimiyet kurmaları amaç edinilmiştir. Bu doğrultuda İngilizler, Hint halkının eğitimi ve gelişimi konusunda sorumluluğu üzerlerine almışlardır. Yazarın Hint asıllı ve İngiliz vatandaşı olması, kitap içeriği ile aslında kendi köklerine vurgu yaptığı, anlatılmak istenenin sadece bir romandan fazlası olduğu görülmektedir. Zira İngilizlerin o dönemde yaptığı ve kabul ettiği hataları ise Hintlilere cebiri öğretmek olmuştur. Günümüzde ise bu fark açık bir şekilde görmekte olup; (kast sistemi eşiğinde) gerek teknoloji, gerek askeri ve gerekse sanat dünyasında hatırı sayılır bir noktaya geldiklerini görebiliyoruz. Şu anda ise dünya üzerinde en büyük kayıtlı göçmen sayısı yine İngiltere'de yaşayan ve sayısı yaklaşık 1.6-1.8 milyon olarak Hintliler yer almaktadır. Ez cümle yazarın geçmiş kökenleri ve geldiği yer itibariyle, kitabın anlatmak istediğini bu şekilde bir gözle de değerlendirebiliriz.