·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Mayıs 2026 00:00 Harika bir kitaptı, soluksuz okudum diyebilirim, derin düşüncelere sevk eden, yer yer ağlatan yer yer gülümseten, sıcacık bir baba oğul ilişkisini anlatan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim...
Antonio günün birinde 9 yaşındayken okulda düşüp bayılır ve ayrılmış olan anne babası onu doktora götürürler, doktorun teşhisi "Nörovejetatif rahatsızlık, epilepsi"dir. İlaç tedavisi uygulanır, günden güne azalacağına artarak şiddetli bir şekilde epilepsi krizleri geçirmeye devam eder Antonio. Annesi ve babası ayrılmış olsalar dahi çocukları için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdırlar. Antonio'yu bu epilepsi hastalığından ötürü tek üzen şey arkadaşları ile futbol oynayamayak ve futbol oynadıktan sonra büfeye gidip arkadaşları ile gazoz içememektir.
Babası yıllar sonra ergenliğe adım atmış oğlunu tedavi için Antonio ile hem daha sık görüşebilmek, hem aslında onu terk etmediğini anlatabilmek, hem de onun tedavisi için epilepsi uzmanı Marsilya'da yaşayan bir doktora götürürler. Doktor ilaç tedavisine devam etmesi gerektiğini belirtir ve birkaç ay sonra tekrar gelmesini söyler.
Aradan geçen zamanda stresten uzak yaşamaya devam eden Antonio epilepsi tedavisi için tekrar Marsilya'ya o doktorun yanına gider, Antonio iyileşme katetmektedir doktora göre. Doktorun yeni tedavi yöntemi şu olur, tamamen epilepsi hastalığının geçip geçmediğini anlayabilmek için Antonio'ya 48 saat boyunca uyanık kalmasını söyler. Babası ilk olarak bu duruma itiraz eder, ama doktor bey sadece tahlil yapacaktınız, biz uçak biletimizi almıştık, dönecektik memleketimiz İtalya'ya der. Doktor ise, "tercih sizin dönebilirsiniz ancak tam emin olmak için bunu mutlaka yapmalısınız, tetiklerse eğer herhangi bir olay epilepsi hastalığını ilaç tedavisine devam etmek zorunda ancak herhangi bir bulgu olmazsa tamamen iyileşti diyebiliriz." Der.
Antonio ile babası 2 gün sonraya uçak biletlerini güncelleme yaparlar ve artık bir liman kenti olan Marsilya'da 48 saatleri vardır, aslında bu 48 saat babasına kırgın evlat Antonio ile babası arasında geçen tebessümü bol ve sıcak ilişkilere gebedir. Babası oğlu Antonio'nun ne yapmak istiyorsa yapması için ve kendini oğluna daha iyi ifade edebilmek için bu 48 saati harika bir şekilde değerlendirirler, sokakları karış karış gezerler, karşılıklı bira içip sohbetin belini kırarlar ve babası gençlik yıllarını, annesine nasıl aşık olduğunu, Antonio'nun aşık olup olmadığını, kısacası baba ile oğul ne konuşması gerekiyorsa ne yapması gerekiyorsa onları konuşurlar yaparlar, Antonio babasına, baba istersen sen uyuyabilirsin 48 saat uyumaması gereken kişi benim der, fakat babası zaten onu küçükken terk etti sanan oğlu ile ilk defa bu kadar uzun süre kalacağı için çok memnundur.
"Ruhun gerçekten karanlıklar içine düştüğü gecede saat daima sabahın üçüdür." Scott Fitzgerald
Harika bir 48 saati ve dahasını bizlere aktaran ve betimlemelerle insanın içini ısıtan bu güzel romanı mutlaka okumalısınız...