Rahel, yaşadığı çağda Yahudi kimliği ve kadın oluşu nedeniyle sürekli dışarıda bırakılan biri. Ama Zweig onu bir “mağdur” olarak sunmuyor; aksine, düşünen, sorgulayan, sevilmek isteyen, ait olmaya çalışan bir insan olarak anlatıyor. Okurken Rahel’i yargılamak mümkün olmuyor. Çünkü onun kırgınlıkları, hayata karşı duyduğu öfke ve zaman zaman Tanrı’ya yönelttiği sitem, insana fazlasıyla tanıdık geliyor.