Funda Menekşe / Aklımdaki Cinayetler
On iki hikayeden oluşan Aklımdaki Cinayetler yazarın ilk öykü kitabıymış. Klasik polisiye hikayeler okuyacağımı düşünmüştüm ama sayfalar ilerledikçe, kendimi cinayetlerden çok insan ruhunun karanlığında dolaşırken buldum. Her hikaye sarsıcı bir otopsi raporu gibiydi.
Hikayelerin dili oldukça akıcıydı ama kitaptaki asıl çekim gücü bir katili bulma heyecanından çok, insanı suç işlemeye götüren kırılma noktalarını göstermesinden kaynaklanıyordu. Hikayeler bağımsız ilerlese de bazı bölümlerde Başkomiser Zafer ve yardımcısı Hüseyin’i görmek kitabın polisiye tarafını güçlendiren detaylardan biriydi.
Bazıları fiziksel cinayetlerdi, bazıları ise insan ruhunun yavaş yavaş ölümüne sebep olan görünmez yaralar. Bazen bir otel odasında ya da bir köşkte katili ararken bazen de suçluyu en başından öğrenip kendi sonuna yürüyüşünü izler gibi okudum.
Hepsi etkileyici ve mantığa yatkın hikayelerdi ama “Kim Ölmeli?” hikayesi bana ayrı dokundu. Mine’nin yıllarca içinde büyüttüğü sessiz çığlıkların sonunda unutulmayacak bir feryada dönüşmesi, insanı benzer çıkmazlar yaşayan ne çok kişi olduğu gerçeği ile yüzleştiriyor.
Polisiyenin gizeminden çok suçun psikolojisine, karakter analizlerine ve insan doğasının karanlık tarafına ilgi duyanlar için etkileyici bir kitaptı.
Keyifli okumalar…