·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Haziran 2026 12:46 Sizlerle Japon Klasikleri serisinin yirmi ikinci kitabı Pandora'nın Kutusu eserini paylaşacağım. Osamu Dazai hem yazdıkları hem de kişisel hayatıyla okurlarını derinden etkileyen bir yazar. Bu eserinde Tarlakuşu lakablı bir gencin II. Dünya Savaşı'nın yaşandığı bir dönemde tüberkiloza yakalandıktan sonra sağlık dojosundaki (sanatoryumdaki) sürecini sürecini mektuplaştığı şair bir arkadaşı üzerinden okuyoruz. Savaşın getirmiş olduğu kaygı ve geleceğin belirsiz olması liseyi bitiren bu genci çok etkiliyor. Öyle ki diğer arkadaşları gibi kendinde üniversite sınavına hazırlanacak enerjiyi bulamıyor. Bu isteksizliği hali ise tüberkiloza davetiye çıkarıyor. Her yaşananda bir güzellik vardır misali sağlık dojosundaki verilen tedaviden ziyade kaldığı Kiraz Çiçeği Odası ve oda arkadaşları ona savaşın henüz ulaşmadığı bir ortam sunuyor. Ailesinin yanındaki bitkin halinden eser kalmadığı gibi canla canla başla gayret ediyor. Mektupları okurken dojodaki arkadaşları ve çalışan hemşirelerle tanışıyoruz. İki isim var ki hem kafasını karıştırmakta hem de duygularını etkilemekte. Güzel ama histeri bir genç kız olan Ma-bo üst düzey bir aileden geldiği için gelecek kaygısı taşımadan hemşire olmadığı halde görevini yapıyor. Take hamın ise yirmi beşli yaşlarında güzel olmasa da kalbinin güzelliği davranışlarına yansımış gerçek bir hemşire ve işini öyle özenle yapıyor ki dojodaki herkes ona hayran. Tarlakuşu'nun duygularını etkileyen kişi ise Take hanım. Şair arkadaşı mektuplarda bahsedilen her iki kadından Take hanımı merak etme. Okurken "Acaba şair arkadaşını dojoya gelecek mi?" diye tefekkür ederken bir gün çıkıp geliyor. Kimin kimi sevdiği ya da seveceği bilinmeyen bir ortamda mektupların asıl sahibi Tarlakuşu arkadaşının gelişiyle kendisine dair farkındalıklar yakalıyor ve dojo giren adamla çıkacak olan adam aynı adam olmadığından söz ediyor. Tıpkı ilk mektubundaki Pandora'nın kutusu açıldıktan sonra geriye kalan şeyin onu insan yapan gerçek olduğunu fark etmesi gibi. Geriye kalan şeyin ne olduğunu ise okuyacaklara bırakıyorum.