Zihnimde yeni bir pencere açan okumaydı. Jacqueline Harpman, erkeklerin var olmadığı kapalı bir dünyada büyüyen genç bir kızın gözünden insan doğasını, özgürlüğü ve kimliği sorguluyor. İlk bakışta distopik bir kurgu gibi görünse de satırlar ilerledikçe bunun aslında insan olmanın ne demek olduğuna dair derin bir anlatı olduğunu fark ediyorsunuz. Kitabın en sevdiğim yanı, okuru sürekli alışılmış düşünce kalıplarının dışına itmesi oldu. Bizim için sıradan olan birçok kavram, kahramanın gözünde tamamen yabancı ve yeniden keşfedilmeyi bekleyen şeyler haline geliyor. Bu da okuma deneyimini son derece farklı ve düşündürücü kılıyor. Yalnızca iyi bir distopya değil aynı zamanda özgürlük, merak ve insan kimliği üzerine unutulmayacak bir edebiyat deneyimiydi. Bitirdikten sonra zihnimde yaşamaya devam eden kitaplardan biri oldu.