Gönderi

Puan vermedi·308 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:03
Çok şükür ki sonunda kitabı bitirdim! Öncelikle 280 sayfalık bu kitabı bitirdiğim için kendimi tebrik ediyorum. Çünkü demagoji ile dolu bu kitabı okumak eziyet gibiydi. Şu ana kadar hiçbir kitap hakkında bu kadar sert bir yorum yapmamıştım ama bu çalışma bir istisna olacak gibi görünüyor. Çünkü birisinin görüşlerine katılmamak, onları eleştirmek ayrı bir şey iftiraya varacak çarpıtmalarla demagoji yapmak ayrı bir şey. Söz konusu eser bir de doktora tezi olduğu için bu durumdan daha da rahatsız oldum. Çünkü akademi dediğiniz yer kendi tezinizi akademik bir şekilde savunduğunuz veya eleştireceğiniz bir konuyu, kişiyi vb. delilleri ile beraber hakkaniyetli bir şekilde akademik olarak eleştirdiğiniz bir yerdir. Yazar ise 'bağlamcılar' diye isimlendirdiği bir grubu eleştirirken birçok kişiyi ve fikirlerini aynı kefeye koyup görüşlerine objektif ve geniş bir yer vermeden kendi ön kabulleri ile okuyucuya sunup sonra da acımasızca eleştiriyor. Kitapta bu duruma çok fazla rastlasak da en fazla dikkatimi çeken bir örnek üzerinden anlatmak istiyorum. 67. sayfada yazar diyor ki: ''Nitekim bunun sonucu olarak Cabiri Kur'an'ın sarih beyanlarına rağmen kimi çelişkili rivayetlerden yola çıkarak elimizdeki mushafta bazı ayet ve surelerin bulunmadığını iddia etmekte, hatta Hz. Osman dönemi Kur'an tedvini sırasında bazı yanlışların yapılmış olabileceğini söylemektedir.'' Öncelikle şunu söyleyelim ki söz konusu pasajda Cabiri'den hiçbir alıntı yapmadan kullandığı kaynakların çelişkili olduğunu söylemek akademik bir yaklaşım değildir. Kendi fikrini doğrudan okuyucuya genel geçer bir olgu gibi sunuyor. Bu zaten kitap boyunca çok gördüğümüz bir şey. İkinci olarak bu cümlenin dipnotunda belirtilen kaynak bende var ve daha önce okudum. Merak edip söz konusu sayfayı açıp baktım ve kesinlikle Cabiri'nin Kur'an'da bazı ayet ve surelerin bulunmadığını iddia ettiğini görmedim. Aksine Tevbe ve Araf surelerinde eksik kısımlar olduğuna dair rivayetleri eleştiriyor. Eğer Cabiri o sayfada değil de başka bir yerde bunu iddia ediyorsa yazarın bunu da ayrıca belirtmesi gerekirdi çünkü bu çok büyük bir iddia. Devam eden cümleler şu şekilde: ''Benzer şekilde Hz. Peygamber'in okuma yazma bilmediğine dair Kur'an'da yer alan ayetlere rağmen yine çelişkili rivayetleri esas alarak Hz. Peygamber'in okuma yazma bildiğini savunmaktadır.'' Birincisi yazarın Kur'an'da Hz. Peygamber'in okuma yazma bilmediğine dair kesin, yoruma açık olmayan ayetler varsa bunları açıklaması gerekmez mi? Çünkü aslında ortaya bir iddia atıyor ama bunu genel geçer bir doğru, tartışmaya kapalı bir konu gibi sunuyor. Yazar söz konusu ayetleri dipnot olarak bile vermese de Ankebut Suresi 48. ayet gibi ayetleri kastettiğini tahmin ediyorum. Ama bu tarz ayetler yoruma açık ayetlerdir. Hz. Peygamber'in daha önce hiçbir kutsal kitap veya vahiyle muhatap olmadığı şeklinde de anlaşılabilir. Cabiri'ye gelecek olursak da o ise Kur'an'da peygambere atfedilen ümmi kelimesinin okuma yazma bilmeyen olarak değil başka şekilde anlaşılabileceğini savunuyor. Ama bunları bilmeyen bir okuyucu için yazar Cabiri'yi adeta ayetleri inkar eden birisi olarak sunuyor. İşte anlatmaya çalıştıklarım bunun gibi durumlardı. Bu pasajı sadece bir örnek olarak verdim, amacım Cabiri'yi savunmak değil, somut bir örnek vermekti. Yoksa eleştirdiği çoğu kişi için örnek bile vermeden zorlama tevil yaptıkları, kendileri ile çeliştikleri, başarılı olamadıkları ifadelerini kullanıyor. Bu sebepten dolayı kitabı hiç beğenmedim, kimseye de tavsiye etmem.
Kuran Yorumunda Bağlamın SınırlayıcılığıMehmet Bağçivan · Diyanet İşleri Başkanlığı · 20221 okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.