Puan vermedi·216 syf.··Beğendi
· Kitabı okurken sanki eski bir tanıdığı yeniden görmüş gibi hissettim Çünkü daha önce “Mihrap”ta onun çocukluğunu, babasını kaybettiği o kırılgan dönemleri okumuştuk… Bu kitapta ise Mihrap büyümüş ama içindeki o samimiyet ve kırgınlık hâlâ aynı kalmış gibi. Canım Mihrap seni çok özlemişim. 🪻
Mihrap’ın yetişkinliğini okumak çok farklı hissettirdi bana. Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan ama yine de mizahını kaybetmeyen bir karakter olmuş. Tam da bu yüzden kitap hem hüzünlü hem aşırı sıcak geldi. Unutmadan bir kere de evlenip boşanmış ancak ayakları üzerinde duramayınca hayat onu yine annesinin evine döndürmüş.
Bir yandan geçmişin yükü ve aile meseleleri var, diğer yandan öyle doğal diyaloglar ve anlar var ki bazı yerlerde gerçekten kahkaha attım. Sinem Sal’ın en sevdiğim tarafı sanırım bu; insanı bir sayfada duygulandırıp diğer sayfada güldürebiliyor Ne tamamen güçlü ne tamamen kırılmış… Hayatla baş etmeye çalışan normal bir insan gibi. Özellikle geçmişiyle kurduğu ilişki ve çocukluğundan taşıdığı eksiklik hissi hâlâ onun içinde yaşamaya devam ediyor
Kitapta en sevdiğim şeylerden biri de o “bizden biri” hissiydi. Karakterler konuşurken, tartışırken ya da dalga geçerken sanki roman okumuyor da birilerinin hayatına misafir oluyormuş gibi hissettim. Çok doğal ve samimi bir atmosferi vardı. Ah bir de o eski şarkılar.
Sinem Sal’ın dili yine çok akıcıydı. Abartılı olmadan duyguyu geçiriyor ve özellikle aile ilişkileriyle ilgili yazdığı sahneler baya içe dokunuyor.
🪻 Bu kitabın içinde hüzün de var, kahkaha da. Mihrap’ı yeniden görmek gerçekten çok güzeldi
.
.
.