Gönderi

Puan vermedi·464 syf.··
2026 13. kitabı
Her şey José Arcadio Buendía'nın kurduğu Macondo kasabasında başlıyor. Nesiller boyunca aynı ailenin üyelerini takip ederken savaşlara, aşklara, kayıplara, tutkulara ve yalnızlıklara tanık oluyoruz. Olaylar bazen gerçekçi, bazen ise masal gibi ilerliyor; ölüler konuşuyor, yıllarca süren yağmurlar yağıyor ve imkânsız görünen şeyler sıradanlaşıyor. Fakat bütün bu olağanüstü olayların altında tek bir şey değişmeden kalıyor: Buendía ailesinin yalnızlığı. Hikâye ilerledikçe aslında bir ailenin değil, zamanın içinde sıkışıp kalmış insanların hikâyesini okuduğunu hissediyorsun. Önemli nokta burada zamanın düz bir çizgi gibi değil, daire gibi işlemesiydi. Karakterlerin isimleri değişse de hataları değişmiyor. Bir neslin düştüğü çukura sonraki nesil de düşüyor. Sanki insanlar geçmişlerinden ders almak yerine onu tekrar tekrar yaşamaya mahkûm. Bu yüzden okurken bana göre asıl trajedi ölümler ya da ayrılıklar değildi. Asıl trajedi, insanların kendi hikâyelerini yaşadıklarını sanarken aslında yıllar önce yazılmış bir kaderi tekrar etmeleriydi. İnsan bazen zincirlerini kıramadığı için değil, onları fark edemediği için tutsak olur. Ve tabiki Macondo bana bir kasabadan çok insan zihni gibi geldi. İçinde umutlar var, korkular var, unutulmuş anılar var ve zamanla her şey birbirine karışıyor. Hafızasını kaybeden kasaba sahnelerini okurken bunun sadece bir olay olmadığını düşündüm. Çünkü insanı insan yapan şey yaşadıkları değil, hatırladıklarıdır. Bir toplum geçmişini unutursa yönünü kaybeder; bir insan anılarını kaybederse kendini. Belki de bu yüzden eser bittiğinde aklımda en çok yalnızlık değil, unutmak kaldı. Çünkü bazı insanlar yalnız kaldıkları için kaybolmaz; kim olduklarını unuttukları için kaybolurlar.
Alıntı
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.