Gönderi

Okuyan herkesten cevap bekliyorum...
Bu soruyu sormak için bundan daha iyi bir platform olamazdı. Üçüncü kitabımın hazırlığında olan bir şair (yazar) olarak gördüğüm kadarıyla insanlar yeni yazarlara karşı bir önyargı ve çekinge içindeler. Bunun sebebini siz neye bağlıyorsunuz. Cevaplarınız çok önemli...
1000Kitap
··
4.445 Gösterim
18 Yorum
Öne Çıkan Yorum
Tamamen kendini tanıtma kısmıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Kendi prını iyi yapanların kısa sürede iyi bir kitle yakaladığı bir çok örnek var. Yapılan iş kaliteli bile olsa günümüzde tamamen iş yapılan reklama bakıyor. Kişi kendini ne kadar iyi tanıtırsa o kadar var olabiliyor maalesef.
Evet maalesef yazılanlardan çok reklam ön plana çıkıyor
dar olan zamanı edebi kumar ile zayi etmeme, o kadar dar bir zaman ki uykuda bile bogazımızdan sıkıp hemen uyandırıyor adaletsiz hayat gailesine sürüklüyor
İstisnalar hariç zaman olayına çok katılmıyorum maalesef gece geç saatlere kadar çevremizdeki cafeler gençlerle tıka basa dolu.
2 yanıtı göster
Cevabı sanırım Martin Eden kitabında yazıyor; biz insanlar genelde kitabın içeriğiyle ilgilenmiyoruz, yazarın ismiyle ilgileniyoruz. Ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz; adeta kolektif bir şöhretperestliğin peşindeyiz. Elimize bir kitap aldığımız zaman, 'Bu bana hitap eder mi?' demekten çok, 'Bu kimin kitabı?' diye bakıyoruz. Bir ortamda bilindik bir şairin veya yazarın kitabını okuduğumuzu söylemek; o ortak payede buluşmak, bize aşırı bir lezzet ve zevk veriyor. Martin Eden de şöhrete kavuştuktan sonra eserleri patlamıştı; aslında şöhretten önceki yazdıklarıyla, şöhretten sonraki yazdıkları tamamen aynıydı. Şöhretten önceki düşünceleri toplum içerisinde sürekli baskı görürken; şöhretten sonra övgü yağmuruna tutulmuştu. Kısacası; şöhret, reklam ve PR, bu üçü bir araya geldiğinde, en övülen ve en değer gören yazar veya şair sen olursun.
Bu yorum görüntülenemiyor
Ben bahsettiğiniz durumu insanların yaşadığı çağı küçümsemesine bağlıyorum. Günümüzde birisi çıkıp ki ben filozofum dese çoğumuz onu aşağılarız, küçümseriz. sen bir Platon musun, sen bir Sokrates misin diye sorarız. Çünkü çoğumuzun ortak bakış açısı aynı en güzel resim çoktan çizildi, en iyi şarkı çoktan yapıldı, en başarılı tiyatrocu çoktan öldü, en etkileyici kitap çoktan yazıldı. Sanki güzel olan her şey hep vardı gibi gelir insana. Ki bu çoğu durumda da doğrudur çünkü geçmişte birileri çıkmış çıtayı devasa bir yere yerleştirmiş. Arkasından kim gelse hor görülüyor. Bu bakış açısının doğru olduğunu ya da benim desteklediğimi söylemiyorum, sadece ben bu önyargıyı buna bağlıyorum. Dilerim emeğinizin karşılığını alırsınız.
Çok güzel açıklamışsınız. Teşekkür ederim. Ben genel olarak kitaplarımın beğenisinden memnunum ve bu önyargıyı kırmak için mücadeye devam edeceğim
Reklam
Şahsen Ya bu kitabı aldığıma pişman olursam ya sarmazsa yarıda bırakırsam kaygısı güdüyorum
Aynı şeyler şiir harici türler içinde geçerli değil mi sizce de
1 yanıtı göster
Siyasetten örnek vereyim: Bazı liderler halk tarafından çok sevilir ve güvenilirdi. Ama partileri hep baraj altında kalırlardı. Çünkü büyük partiler "büyük" olduğu için ve onları geçemeyeceğini düşündükleri için yine gidip de o büyük partilere oy verirlerdi. Yazarlar/şairler için de bu böyledir. Yeni yazarlara başarısız demez; yetersiz de görmezler. Ama büyük yazarlardan yana reyini kullanır insanlar. Dolayısıyla büyük yazarların gölgesinden ötürü yeni yazarlar gün ışığından faydalanamazlar.
Çok aydınlatıcı bir açıklama ve bakış açısı teşekkürler.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.