·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mayıs 2026 20:43 Bu kitabi elime almamin belirli bir nedeni vardi.
Son yillarda Ingiltere’de Reform UK’nin yukselisini, Almanya’da asiri sag partilerin guclenmesini, Avrupa’nin bircok ulkesinde merkez siyasetin zorlanmasini ve Amerika’da Donald Trump’in yeniden yukselisini izlerken ayni soruyu dusunmeye basladim: Bati demokrasilerinde tam olarak ne oluyor?
Michael Lind’in The New Class War kitabi tam da bu sorunun pesine dusuyor. Lind’e gore bugunun temel catismasi artik klasik anlamda sag ve sol arasinda degil. Bir tarafta teknokratlar, uzmanlar, buyuk kurumlar ve yonetici elitler; diger tarafta ise kendisini sistem tarafindan temsil edilmedigini dusunen genis halk kesimleri bulunuyor. Populizmin yukselisini de bu gerilimin bir sonucu olarak goruyor. Ancak kitabin en sevdigim yani, populizmi de teknokrasiyi de tek basina cozum olarak gormemesi oldu. Lind’e gore sorun kadar cozum de denge meselesi.
Kitap boyunca aklima surekli Daron Acemoglu’nun Dar Koridor’u geldi. Acemoglu kurumlar ve guc dengeleri uzerinden ilerlerken, Lind daha cok siniflar ve temsil meselesine odaklaniyor. Ama ikisinin vardigi yer birbirine oldukca yakin: Gucu ancak baska bir guc dengeleyebilir. Lind’in onerileri de bu noktada sekilleniyor; isci sinifinin siyasal temsilinin yeniden guclenmesi, sendikalar ve ara kurumlarin canlandirilmasi, ekonomik gucun daha dengeli dagitilmasi ve toplumun farkli kesimlerinin karar alma sureclerine yeniden dahil edilmesi. Acikcasi kitabin bu bolumlerinde kendimi yazara oldukca yakin hissettim.
Bankaci gozuyle bakinca kitabin ekonomik tespitleri de oldukca tanidik geldi. Son kirk yilda buyumenin meyvelerinin buyuk bolumu emekten cok sermayeye gitmis. Bize uzun yillar “iyi egitim alirsan kazanirsin” denildi ama Lind’in ortaya koydugu tablo, asil buyuk kazancin hisselerde, gayrimenkulde, temettulerde ve sermaye sahipliginde biriktigini gosteriyor. Londra gibi bir sehirde yasarken bunu gormemek zaten mumkun degil. Ayrica gelecegin sadece beyaz yakali profesyonellerden ibaret olmadigini, enerji, lojistik, saglik ve teknik mesleklerin oneminin artacagini anlatan bolumler de bana oldukca dusundurucu geldi.
Kitabin son sayfalarini Milano Linate Havalimani’nda bitirdim. Avrupa Birligi’nin yeni giris-cikis sistemleri nedeniyle Avrupa Birligi vatandasi olmayan yolcularin pasaport ve biyometrik bilgilerinin tekrar tekrar kontrol edildigi, neredeyse iki bucuk saat suren uzun bir kuyrukta… Kitabin anlattigi dunya ile etrafimda gordugum manzara arasinda tuhaf bir uyum vardi. Hatta kuyruk bitmeden hemen sonra yeni bir kitaba basladim: Copluk. Son donemde e-kitap okumaya da iyice alistim. Storytel ise benim icin artik hayatta parasini en cok hak eden aboneliklerden biri haline geldi.
Bu sene hedefledigim kitap sayisinin biraz gerisinde olsam da son birkac yilda okudugum en ufuk acici kitaplardan bazilarini okudugumu dusunuyorum. Dar Koridor, Kuresellesmenin Sonu ve simdi de The New Class War… Bu kitap da onlarin arasinda yerini aldi. Katilsaniz da katilmasaniz da bitirdiginizde sizi dusunmeye zorlayan, bugunun Bati toplumlarini anlamak isteyen herkesin okuyabilecegi guclu bir eser.
9/10