Bu platformda gezinirken karşıma çıkan ilginç iletiler olduğu gibi aynı görüşte olmalarına rağmen üslup farkıyla birbirini hırpalayan insanların karşılıklı fikir alışverişlerine de rastlıyorum. Bugün karşılaştığım yorumlar neticesinde zihnime meşhur bir felsefi alegoriyi getirdi:
Dünyalar güzeli bir kızın, kendisiyle evlenmek isteyen gence sunduğu, asla geri dönmemek ve hep ileri yürümek şartıyla bahçedeki en güzel gülü seçme imtihanıydı bu hikaye. Genç adamın, önüne çıkan her muazzam gülde daha iyisi, daha kusursuz olanı ileridedir vehmiyle adımlarını heba edip bahçenin nihayetinde o boynu bükük, solmuş en kötü güle razı olmak zorunda kalışı; mükemmeli ararken elindekileri kaybetmenin ve kararsızlığın sonunda en kötüye mahküm olmanın o hazin hikayesidir. Tabi o bahçede imtihan olan kadın olarakta düşünebilirsiniz sonuçta kadın ve erkek aynı bahçede imtihandayız.
Ne yazık ki bu mecrada ve cemiyetin genelinde müşahede ettiğim pek çokları, kendilerinin de tam şu anda geri dönüşü olmayan o fıtri ömür bahçesinde yürüdüklerini ve ellerindeki en büyük sermaye olan zamanı, gül beğenmemezlik yaparak pervasızca tükettiklerini fark edemeyecek kadar büyük bir gaflet sarmalındalar. Bahçenin sonundaki o kaçınılmaz psikolojik buhrandan, zayi olan ve daha da zayi olacak körpe güllerden bihaber yaşayan bu zümre, ne acıdır ki çok okudukları ve sığ bir entelektüalizmle zihinlerini bulandırdıkları için bu hakikatin ferasetine varamayacaklar; oysa bu bedel, fıtratın sesini dinleyen saf bir cahilin bile cüret edemeyeceği kadar ağır, geri dönüşü olmayan dikenli bir yoldur. İnsan her zaman kendi aklıyla en hayırlısını seçtiğini zanneder, lakin bazen mutlak iyi sandıklarımız şer, kötü dediklerimiz ise bizim için büyük bir hayır barındırır; nitekim bu varoluşsal körlüğü ve teslimiyet mecburiyetini Sizin için şer görünen şeylerde hayır, hayır görünen şeylerde ise şer vardır; siz bilmezsiniz, Allah bilir fermanıyla kalbimizi hizaya çeker.
Hayatın sunduğu potansiyel nasiplere gözünün üstünde kaşı var diye kapatıp, çağın dayattığı sahte ve egoist mükemmellik illüzyonunun peşinde ömrünü ziyan edenler; vaktin sonunda ellerinde kalan o solmuş gülle baş başa kaldıklarında, kadere rıza göstermemenin ve teslim olan bir iradeden mahrum kalmanın yakıcı nedametiyle yüzleşmeden önce her birine söylemek istediklerim var. Nuri Ağabey söylemişti zaten: Sayın insan bir dakika düşünmez misiniz?