İlk Haruki Murakami kitabımdı. Başka bir kitabıyla başlamayı isterdim. Olayları betimleyip anlatışı inanılmaz akıcı. Çavdar Tarlasında Çocuklar'ın havasını taşıyor ki kitapta da buna birçok atıf var; konuşmasının Holden'a benzetilmesi, atlıkarınca imgesi, toplumsal norm ve akran eleştirileri, erkek yurdunda kalma ve toplumdan dışlanan oda arkadaşları gibi. Murakami de bu kitabı Japoncaya ilk çeviren kişi olmuş zaten. 68 kuşağının ve Beat kültürünün Uzak Doğu'ya yansıyışını görsek de benim yorumuma göre o zaman ve konumda yeterince sindirilememiş bir kültür ya da benim beklentim aksi yöndeydi. Oldukça şeffaf olan ve iki boyuta indirilmiş karakterleri bir arada barındırırken olayların gidişatındaki anlamsızlıklar eninde sonunda psikolojik çözümlemelerle mantıklı bir zemine oturtuluyor. Ta ki kitabın sonuna kadar. Kitabın sonu olsun bitsin, hadi bir şekilde bağlayalım aceleciliğiyle yazılmış gibi hissettirdi.
Reiko karakterine gelecek olursak, bu karakterden başından beri şüpheliyim. Anlattığı mitomani kız hikayesi, Naoko'nun ölümünden sonra sadece ona giysileri için bir not bırakışı vs. Sonuç olarak rehabilitasyon merkezinde tedavi olmayı amaçlayan bir kadın ve son zamanlarda Watanabe ile sadece o mektuplaşıyor. Anlattığı o mitomani kız kendisi olabilir veya olayları çarpıtıp istediği yönde manipüle edebilir gibi bir his uyandırdı içimde. Yazarın böyle bir şüphe uyandırma amacı veya olayları açık uçlu bırakma amacı var mıydı bilemiyorum ama durumları soru sormaya imkan vermeden hızlı bir şekilde açıklığa kavuşturması bana böyle hissettirdi. Sizin yorumunuz nedir?