Tezer Özlü, Tezer Özlü,...
Türk Edebiyatı'nın nostaljik prensesi...
Çocukluğun Soğuk Geceleri, ilk olarak 1980 yılında yayımlanan ve Tezer Özlü ’nün “hayatımın romanı” olarak tanımladığı ve onun edebi kimliğinin en önemli eserinden biri. Ayrıca da Tezer Özlü'den okuduğum ilk eser.
Çocukluğun Soğuk Geceleri, yazarın çocukluk, gençlik ve ilk yetişkinlik yıllarında yaşadığı travmalar, aile içi ilişkiler, kadın olmanın toplumsal yükü ve psikiyatri hastanesindeki deneyimleri, parçalı bir şekilde ana karakterin kendi ağzından aktarılır.
Kitap Tezer Özlü ’nün iç dünyasını anlatan önemli eserlerden biri. Türk Edebiyatı'nda bireyin yalnızlığı ve yabancılaşması konusunda mihenk taşı.
Kitapta ana karakter anlatıcı. Anlatıcının ismi geçmiyor ama biz otobiyografik roman olduğu için anlatıcının Tezer Özlü olduğunu biliyoruz.
Kitabın içeriğine gelecek olursak bireyin yani yazarın varoluşsal sorgulamaları, yalnızlık, yabancılaşma ve aidiyetsizlik gibi temalar ruhsal bunalımlarla işleniyor.
Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü'nün yaşamındaki dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Yazarın kendi hayat hikâyesiyle iç içe geçmiş bu anlatıda zaman sıralı değildir. Yazarın belli zamanlarını parça halinde aktaran, her bölümün ayrı bir zaman ve temada olduğu bir kitap. O yüzden okurken belli sıralı zaman şekilde değil hayatın belli bir bölümünü aktaran bir eser olarak okumak gerek.
Okuyun, okutun...