Gönderi

7/10
·152 syf.··
2026 15. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 14:15
Çatı Katı, 1920 doğumlu ve 1970 yılında hayatını kaybeden Marlen Haushofer’in kaleminden çıkmış bir roman. Haushofer; Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun yıkılışına, Avusturya’nın kuruluşuna, Anschluss’a yani Avusturya’nın Almanya’ya katılmasına, İkinci Dünya Savaşı’na ve sonrasına tanıklık etmiş bir yazar. Ben kitabı okurken en çok bu tarihsel arka plana önem verdim. Çünkü romanda yalnızlık ve sessizlik o kadar baskın ki bunun sadece bireysel bir hikâye olmadığını düşündüm. Savaşların, Yahudi soykırımının, taraf olmanın ya da olamamanın yarattığı toplumsal travmalar sanki evlerin içine kadar işlemiş. Kimsenin konuşmadığı, duyguların ifade edilmediği, kadınların ise “Evin var, kocan var, daha hayattan ne istiyorsun?” anlayışıyla yaşadığı bir dönemin izlerini görüyoruz. Büyük felaketlerin yaşandığı bir çağda, sıradan insanların mutsuzlukları ve yalnızlıkları görünmez hâle geliyor. Haushofer’in o dönemde evli ve çocuklu bir kadın olması da romana ayrı bir ağırlık katıyor. Haushofer’ın hayatını detaylı araştırdığımzda bu kitabın neredeyse bir otobiyografi olduğunu söyleyebiliriz. Dönemin sessizliğini ve kadınların sıkışmışlığını son derece iyi hissettiriyor. Açık konuşmak gerekirse, okurken çok sıkıldım. Çünkü kadının hayatı çok sıkıcı. Daha doğrusu hayatının sıkıcılığı ve yalnızlığı kitabın temel meselesi. Romanın bunu hissettirmek konusunda fazlasıyla başarılı olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden birçok okurun kitabı yarım bırakabileceğini de anlayabiliyorum. Ancak okumayı başarırsanız, bir dönemi ve o dönemde bir kadının toplum içindeki yerini çok net görmeye başlıyorsunuz. Kitap, bir kadının bir haftasını anlatıyor. Hikâye boyunca geçmişten gelen mektupları okuyoruz. Aslında bu mektuplar kadının kendi günlüğü gibi; geçmişte yazdığı satırlar bugün ona geri dönüyor. Bir yandan da kadının zihninden geçenleri takip ediyoruz. Yer yer bilinç akışını andıran bir anlatım kullanılıyor. Romanın en ilgi çekici yanlarından biri ise cevaplardan çok sorular bırakması. Kadının adını bile bilmiyoruz. İlk çocuğunu doğurduktan sonra büyük bir felaket yaşandığından söz ediliyor ama bunun ne olduğunu tam olarak öğrenemiyoruz. Kadın aniden sağır oluyor ve eşi onu bir orman kulübesine bırakıyor. İyileştiğinde geri dönebileceğini, şu an çocuğa bakamayacağını söylüyor. Ancak aynı zamanda ona düzenli olarak mektuplar yazıyor, para gönderiyor ve destek olmaya devam ediyor. Bu ilişkinin doğasını da tam olarak çözemiyoruz. Kulübede tanıştığı insanlar, yaşadığı dönüşüm, geçmişi ve geleceği hakkında da pek çok boşluk bırakılıyor. Roman bu bilinmezlikleri açıklamaktan çok hissettirmeyi tercih ediyor. Çatı Katı’nı herkesin seveceğini düşünmüyorum. Hatta birçok kişinin sıkılacağını düşünüyorum. Ama eğer sabredip okumayı başarırsanız, yalnızca bir kadının hikâyesine değil; savaşlarla şekillenmiş bir dönemin ruh hâline, sessizliğine ve kadınlardan beklenen rollere de tanıklık etmiş oluyorsunuz. Benim için kitabın en değerli tarafı da buydu.
Çatı KatıMarlen Haushofer · Yapı Kredi Yayınları · 2025151 okunma
·
17 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.