Yazarın kalemiyle tanışma imkanını sağlayan kitap benim için oldukça akıcı ama gerilim dolu ve stresli bir okunma deneyimi yaşattı. Yazarın çok akıcı ve merak uyandıran Bir yazım dili var. Merak, heyecan ve stres yaşayarak okudum kitabı. Ayrıca karakterlerin bulunduğu ortam ve yaşadıkları ile de empati geliştirdim belki de stres yaşamamın en büyük sebebi de bu durumdu.
Sınırlı birkaç mekan, az sayıda ve öz karakterlerle harika bir kurgu sunuyor kitap biz okullarına.
Esenboğa havalimanı o gün olağandışı gelişmelere ev sahipliği yapıyor. Kontrol kulesinin mesai değişimi sırasında hem kapıları hem de iletişim ağları kesilerek kulede mesaiede bulunan dört personelin dışarı ile bağlantıları kesiliyor. Sadece işlerini yapabilecekleri sınırlarda pilotlar ile bağlantıları mevcut. Çalışma ekranlarına düşen büyük puntolu uyarılar ile ise sınıflandırılırlar.
Başlangıçta hem kuledeki dört personel hem de yaşanan bu anormal durumu fark ederek toplanan üst düzey emniyet amiri, askeri personellerden ve MİT görevlerinden oluşan kriz ekibi yaşamının bir terör saldırısı mı, provatif bir eylem mi, içeriden bir kontrol ediliyor yoksa dışarıdan bir etki var kimse bilmiyordu.
Tunç, Rana, Selim ve Emre kontrol kulesinde bu şartlar altında uçakları hatasız ve kontrollü bir şekilde havalimanına indirmeyi başarıyorlar.
Bu birkaç saatlik süreçte oldukça garip olaylar nüks ediyor ve geçmişte yaşanmış, sonrasında davalarla devam edip net bir sonuca kavuşamamış bir uçak kazasını hatırlatıp tüm dikkatleri o kazaya odaklandırıyor.
Aynı mevsim koşullarında aynı uçak, aynı teknik donanım ve şartlarda riskli bir iniş başarılı bir şekilde gerçekleştiriliyor.
Bu bir intikam değildi. Bu bir sabotaj da değildi. Bu, gecikmiş bir ispattı. Ve artık geri dönüş yoktu. Bu yaşananlar kasıtlı ihmalin canlı ispatı olarak vuku buluyor.
Bazı insanlar, adaletin gelmesi için özgürlüğünden vazgeçerdi. Ve bazı zaferler...kelepçe ile biterdi
Bilim kurgu, teknik donanım ve yapay zekaya ilgi duyan okurları muhakkak okumalı bu kitabı