·504 syf.····Okunma: 03 Haziran 2026 23:29 Çok büyük bir potansiyeli olan ama beni hayal kırıklığına uğratan kitapla geldim. Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Ophelia, annesinin ölümünün ardından ailesinin cadılık mirasını devralmak zorunda kalıyor. Aslında böyle bir hayat istemese de yıllardır bu sorumluluk için yetiştirilmiş biri. Hayaletlerin sorunlarını çözmek ve insanlara yardım etmek onların aile geleneğinin bir parçası. Ancak annesinin ölümünden sonra hayatı tamamen değişiyor. Kız kardeşiyle yaptığı bir tartışmanın ardından kardeşi ortadan kayboluyor ve Ophelia büyük bir suçluluk duygusuyla onu aramaya başlıyor. Bulduğu ipuçları onu Phantasma’ya götürüyor.
Phantasma sıradan bir yarışma değil. Ölümcül bir oyun. Dokuz aşamadan oluşan bu yarışmada her seviye bir öncekinden daha tehlikeli. Yarışmacılar sadece görevlerle değil birbirleriyle de mücadele ediyorlar. Çünkü sonunda yalnızca bir kişi kazanabiliyor. Ödül ise her şeyi değiştirebilecek kadar büyük. Şeytanların prensinden tek bir dilek dileme hakkı...
Ophelia’nın amacı yarışmayı kazanmak değil, kız kardeşini bulmak. Fakat Phantasma’nın içinde işler beklediğinden çok daha karmaşık bir hal alıyor. Özellikle de karşısına Blackwell çıktıktan sonra.
Blackwell, Phantasma’nın içinde sıkışıp kalmış gizemli bir fantom. Küstah, tehlikeli ve güven vermeyen biri. Ophelia’ya yardım etmeyi teklif ediyor ama karşılığında kendisini bağlayan laneti kırmasını istiyor. Eğer Ophelia başarısız olursa bunun bedeli oldukça ağır, hayatından on yıl vermek zorunda kalacak.
Aslında kitabın en güçlü yanı kurduğu dünya. Şeytanlar, hayaletler, iblisler, vampirler ve ölümcül görevlerle dolu bir yarışma fikri kulağa inanılmaz geliyor. Özellikle seviyelerin giderek zorlaşması ve ölüm oranlarının artması ilk başta beni gerçekten heyecanlandırdı. Her bölümde daha büyük sırlar, daha büyük güç mücadeleleri ve daha karanlık olaylar göreceğimi düşündüm. Ama tam da bu noktada hayal kırıklığına uğramaya başladım. Çünkü kitap, sahip olduğu dünyanın potansiyelini tam anlamıyla kullanamamış. Yarışmalar var, görevler var, ölüm tehlikesi var ama bunların çoğu geri planda kalmış gibi hissettirdi. Görevleri okurken gerilmek, karakterlerle birlikte risk almak ve gerçekten bu ölüm oyunlarının ağırlığını hissetmek isterdim. Fakat bunun yerine ön planda romantizm vardı. Ayrıca smut sahneler de çok fazlaydı. Açıkçası bir noktadan sonra gına geldi ve bazı sahneleri atlayarak okumaya başladım. Fantastik bir kitap okurken elbette romantizm ve fiziksel çekim görmek beni rahatsız etmiyor, ancak burada denge biraz kaçmıştı.
Kitabın Atmosferi güçlü, dünyası ilgi çekici ve özellikle Phantasma fikri oldukça yaratıcıydı. Bu yüzden okurken sürekli biraz daha derine inseydi harika olabilirdi dedim. Çünkü ortada gerçekten çok iyi bir hikaye olabilecek malzeme vardı...
Kısacası Phantasma benim için kötü bir okuma olmadı ama beklentilerimi karşılayan bir kitap da olamadı. Eğer romantizmi ön planda olan gotik fantastik kurguları seviyorsanız büyük ihtimalle benden daha çok sevebilirsiniz. Ama benim gibi yarışmaların, güç mücadelelerinin ve gizemin daha baskın olmasını bekliyorsanız kitap bittiğinde siz de bir şeylerin eksik kaldığını hissedebilirsiniz.