Bu kitap beni ilk okuduğumda hiç beklemediğim bir yolculuğa çıkarıp beni duygulandırmayı başarmıştı. Artık ne kadar çok beğendiysem ikinci kez okumaya karar vermiştim. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kimine göre saplantılı bir aşk, kimine göre ise bir kadının bir erkeğe duyduğu büyük bir aşk. Sonu kötü biten bir aşk. Kitabı okuyanların bir kısmı tıpkı benim gibi neden kadın gururunu bir kenara bırakıp da erkeğin yanına gitmiyor. Neden kendine işkence ediyor diyebilir. Kitabı okuyan öbür kesim ise kadın adama yük olmak istemiyor, aşkını saf bir şekilde tutmak istiyor diyecekler. Ama ben bunu saçma buluyorum. Gerçeği söylemek aşkına leke sürmek değildir ki. Hem bir kere senin o çocuğu babasız bırakmaya da hakkın yok. Madem adam senden çocuk yapıyor o zaman o çocuğun sorumluluğunu da almayı bilecek. Sen sürekli aşkına leke gelmesin diye adamdan kaçıyorsun. Kaçmak çözüm değil ki. Empati kurduğum zaman anlayabiliyorum seven insan sevdiğinin gözlerine bakamaz,onu sevdiğini söyleyemez,dili tutulur fakat yine birşey söyleyemez. Ama yinede gerçekleri söylemeli. Biz buna görünmezlik iksiri diyebilir miyiz? Sen onun dibinde de dursan o içtiğin iksir yüzünden o seni göremez. Onun gözünde görünmez iken sen aslında onun için herşeyi yapıyorsun. Koşulsuz sevgi, koşulsuz fedakarlık, koşulsuz sadakat... Ama o kahrolası görünmezlik iksiri yüzünden o tüm bunları görmüyor. Neyse biz şu iksirini bir kenara bırakalım da adamın umursamazlığına gelelim. Deprem olsa,yer yerinden oynasa, dünya yörüngesinden çıksa hatta kıyamet kopsa adam kadının yaptığı fedakarlıkları görmüyor. Umrunda değil çünkü. Kadın, onun için sıradan bir insan. Ama kadın için o dünyanın en değerli insanı. Ben hiçbir kitapta böyle birşey görmedim. Kadın adamı yücelik mertebesine çıkartmış resmen. Ama sen gel de seni yücelik mertebesine çıkaran kadını unut hatta ondan çocuk bile yap. Hatta o çocuğu da unut. Buna balık hafızadan ziyade umursamazlık ve boşvermişlik derler. İnsanın sabrının sınırı vardır dimi? Artık bu kadar umursamazlığın bu kadar boşvermişliğin üzerine ve çocuğun da ölmesi üzerine kadın artık intihar ediyor. Ve adama sitem dolu bir mektup gönderiyor. Adam bu mektubu okuduktan sonra birşeyler hatırlamaya başlıyor. Ama nafile. İnsan çok geç olmadan unuttuklarını hatırlayabilmeli ve onlara sahip çıkmalıdır. Peki siz daha önce bu derece aşık oldunuz mu? Veya sizi seven insanı unuttunuz mu? Yorumlarda buluşalım. İyi okumalar.