Gönderi

8/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 10:02
Sarı Yüz, yazardan okuduğum ikinci kitap ve çok beğendim. Kitabın başından sonuna kitap sektörünün -ve bence günümüz dünyasında birçok sektörün- insanı, duygularını nasıl metalaştırdığını çok iyi ele alıyordu. Kitapta bu ve daha başka konular beni düşünmeye çok itti. Athena’nın insanların hikayelerini alması etik mi? Düşününce yanlış gelmiyor, ne de olsa kendi kelimeleriyle anlatıyor hem de gerçek isimleri kullanmıyor diyorsun. Fakat sizi dinleyen birinin bunu yalnızca yeni bir ürün ortaya çıkarmak için yaptığını düşünmek pek de hoş değil. Bu noktada suçlu Athena da değil. Suçlu; en insani, mahrem duygularımızı bile satın alınabilir bir ürün haline getirmeye bizi zorlayan düzen. Ahlaki olarak gri alanda kalıyor mu diye düşünmeden elimizde ne var ne yoksa bütün her şeyimizi bu düzene kurban edebilmek zorundayız tepede kalmak için. Ve tepede olmayanların hali de kitaptaki karakterlerimizden gördüğümüz üzere pek parlak değil. Devasa bir pasta var ortada ama bunu yalnızca birkaç kişi yiyor. Senin hikayen okuyucuyu çekmiyorsa hiçbir kıymeti yok, okuyucunun iki dudağı arasındasın. Tabi bunlar June’un haklı olduğunu düşünmemi sağlamıyor. Kitabın tamamında içsel bir çatışma yaşasa da günün sonunda gerçekleri açıklayamıyor. Dünyasının sonunun gelmesinden korkuyor ve en tepede kalmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazır. Fakat bu da yetmiyor. Çünkü onun yerine parlayan yeni bir yıldız var bile. Yer yer kendi de şikayet ediyor. Tepede kalmak için sürekli çalışmak zorunda ve bu da o deneyimden aldığı zevki tamamen yok ediyor. Hepimiz dağın tepesindeki sahte bir mutluluğa ulaşmak için yoldaki huzurumuzu feda ediyoruz. Ayrıca herkes oraya ulaşamıyor da. June kendi hikayesini yazamıyor, onun hikayesini kimse merak etmiyor. Bu da aslında işe yaramaz olduğu anlamına geliyor. Editörü için, yayınevi için değersiz çünkü iyi para etmiyor. Hepimiz para ettiğimiz kadar varız. Ayrıca June, parlamak uğruna kendi dünya görüşünden tamamen farklı bir yerde konumlanmak zorunda kalıyor. Çünkü günümüz dünyasında ya siyahsındır ya da beyaz. Hepimiz bir uca sıkı sıkıya bağlı olmak zorundayız. Her şey artık politik. Tabi bunlara zorlandığını ifade ederken kendimi bunun keyfini sürmüyor demiyorum. O da bunlara çanak tutuyor, sürecin sonunda da baya ırkçı ifadeleri var mesela. Sektör yazarlarını, Asyalı, beyaz, eşcinsel, kadın diye kategorilere ayırıp onlara iki boyutlu yaklaşıyor. Dediğim gibi her şey alıcıya nasıl göründüğünle alakalı. Kısaca kitabın bana tüm bunları düşündürmesini sevdim. Tek keşkem, kitabın sonunda Candice karakterinin yaptığı hamleydi. Onun yerine June’un içsel münakaşasına daha fazla eğilebilirdi bence yazar. O merdiven sahnesi falan bana biraz hikayeyi ucuzlaştırmış gibi geldi.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
·
23 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.