Gönderi

Puan vermedi·129 syf.··
2026 132. kitabı
Edebiyatın belki de en efsunlu yanı, okuru hiç beklemediği bir köşede, bizzat kendi iç dünyasıyla yüzleştirebilme kudretidir. Bir kitabı elimize aldığımızda, genellikle yazarın kurduğu o yabancı evrene misafir olmayı bekleriz. Ancak nadiren de olsa, bazı metinler bu sessiz uzlaşmayı bozar ve okura, “Bu satırları yoksa ben mi yazdım?” sorusunu sorduracak kadar bir yakınlık kurar. Aylin Balboa’nın kaleme aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman", işte tam da bu türden, yazarla okur arasındaki o görünmez mesafeyi incelikle ortadan kaldıran bir eser. İlk bakışta klasik bir ayrılık anlatısı, bir vazgeçiş hikayesi gibi duran kitap, derinine inildikçe çok daha karmaşık bir varoluşsal duruma, bir tür “çıkamama” ve “aşamama” haline evriliyor. Ayrılık, edebiyat tarihinin kadim temalarından biri olsa da, bu kitapta mesele birinin gidişinden ziyade, geride kalanın o bitişin içinde nasıl asılı kaldığıdır. Görünen o ki, bir şeyler zamanın akışında sona ermiş olsa da yazar bize bitişlerin aslında süreğen bir sızı olduğunu fısıldıyor. İnsan, çoktan kapandığını sandığı bir devrin içinde daha ne kadar soluk alıp verebilir? Eser, bu sorunun etrafında gezinirken, geçmişin asla büsbütün geride kalmadığını, yalnızca kılık değiştirerek şimdimizin gölgesi olmaya devam ettiğini sarsıcı sadeliğiyle gösteriyor. Nihayetinde, kitabın kapağını kapattığınızda zihninizde o ağırbaşlı gerçek yankılanmaya devam ediyor: Bazı hikayeler gerçekten de bizden daha uzun sürüyor, çoktan bitmiş olmalarına rağmen. Asıl mesele, bitmeyen o cümlenin sonuna hangi noktayı koyacağımız değil de, o uzun hikayenin içinde eksilen yanımızla nasıl yürümeye devam edeceğimizdir.
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,4bin okunma
·
10 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.