Askıda geçen hayatların karşısında bir çözüm, bir politika üretmesini beklediklerimiz, duymak istediğimiz politikalar yerine, derinleşen yoksulluğun bir "güvenlik", bir "vatan savunması " sorunu olduğunu söyleyerek ve herkesin de böyle düşünmesini isteyerek yoksullar üzerinde baskı kuruyorlar.
Hatta o kadar ileri gidiliyor ki kendileri yoksulluk yaşamasa da yoksulluk içinde yaşayanlar için "menüler", "küçük porsiyonlar", "yarım simitler" öneriyorlar.
Bütün bunlar işe yaramadığında da "iş beğenmiyorlar" diye suçluyorlar. Yıllardır yoksulların kentsel dönüşümle yerlerinden edilenlerin yanında yer alan yazar Türkiye' nin görünmeyen yüzünü gösteriyor, duyulmayan sesini duyuruyor.