Kitabı 3 kez okumuş ve 4. kez okurken yarım bırakmış biri olarak sevdiğim bir kitaptır kısa bir inceleme yapmak istedim
Fyodor Dostoyevski’nin 1866 yılında yayımlanan Suç ve Ceza (Prestupleniye i Nakazaniye) eseri, insan psikolojisini, ahlakı ve vicdanı adeta bir cerrah titizliğiyle masaya yatıran, dünya tarihinin en büyük felsefi başyapıtlarından biridir. Roman, St. Petersburg'un sefalet dolu sokaklarında yaşayan eski hukuk öğrencisi Rodion Romanoviç Raskolnikov’un, topluma zararlı olduğunu düşündüğü tefeci bir kadını öldürmesi ve sonrasında gelişen zihinsel çöküşünü konu alır.
Raskolnikov, insanları "sıradan" ve kuralların üstünde olan "olağanüstü" (Napolyon gibi) olarak ikiye ayıran teorisini kanıtlamak adına bu cinayeti işler. Ancak eserin odak noktası cinayetin kendisi değil; eylem sonrasında Raskolnikov'un yaşadığı korkunç vicdan azabı, toplumdan yabancılaşması ve sorgu yargıcı Porfiri Petroviç ile girdiği psikolojik satrançtır. Katilin ruhundaki bu karanlığa ışık tutan ve ona acı yoluyla arınma kapısını aralayan yegane kişi ise ailesi için kendini feda eden temiz ruhlu Sonya Marmeladova olur.
Dostoyevski, katili en baştan okuyucuya göstererek geleneksel polisiye kalıplarını yıkar ve "Suç nedir, gerçek ceza nedir?" sorularının peşine düşer. En büyük cezanın yasalar değil, insanın kendi vicdanı tarafından kesildiğini savunan Suç ve Ceza, rasyonel akıl ile insani vicdanın ebedi savaşını anlatan ve insan ruhunun dehlizlerine inen zamansız bir psikolojik kılavuzdur.