Kör Ölümün Kuşattığı Şehirde İnsan Kalmanın Mağrur Sızısı
10/10
·303 syf.··
2026 212. kitabı
Albert Camus’nün Veba isimli o sarsıcı ve amansız başyapıtı, sadece Oran şehrini kuşatan et yiyen bir salgının değil; insan soyunun kalbine, vicdanına ve o ebedi yalnızlığına indirilmiş en dürüst darbedir. Kitap, felsefi bir alegori gibi görünse de, her satırından sızan o çaresizlik, ölüm kokusu ve direniş estetiğiyle tam anlamıyla bir "absürt kabulleniş ve insan kalma inadı" romanıdır. ​Cezayir’in o kendi halinde, denize arkasını dönmüş, sıradan ve hantal şehri Oran’da başlar her şey. Kaldırımlarda ölen ilk fareler, yaklaşan o karanlık kederin habercisidir. Kapılar kapandığında, şehir kendi içine kilitlendiğinde, insanlar sadece dış dünyadan değil, kendi geçmişlerinden, sevdiklerinden ve umutlarından da sürgün edilirler. Veba, unvanları, zenginlikleri ve sınıfları eşitleyen o kör, adaletsiz ve sağır canavardır. Şehrin üzerine çöken o ağır hüzün, aslında modern insanın evrendeki o büyük ve anlamsız yalnızlığının resmidir. ​Romanın asıl manası ve o bahsettiğin bol kederi, bu mutlak karanlığın ortasında yanan küçük insan fenerlerinde gizlidir. Doktor Rieux, gökyüzünden bir mucize beklemeyen, tanrısal bir ödül ummayan, sadece "insan olmanın gereği" olarak o kokmuş yatakların başında ölüme karşı barikat kuran o asil iradedir. Tarrou’nun o lekesiz dostluğu, Paneloux’nun inanç sancıları ve küçük bir çocuğun acı çekerek can verişi karşısında sarsılan o çaresiz insan aklı... O masum çocuğun çığlığı, romandaki hüznün en doruk noktasıdır; o çığlık, insanlığın her dönemde sorduğu ama asla cevap alamadığı o büyük teodise (tanrısal adalet) sorusunun sessiz yankısıdır. ​Camus’nün üslubu, o tıp raporu kadar mesafeli ama bir o kadar da kalbe dokunan duru, çıplak dilidir. Yazar, edebiyatı süslemek için değil, gerçeğin o can acıtıcı yüzünü göstermek için kullanır kelimeleri. İnsanlar birer birer toprağa verilirken, kireç kuyularının kokusu şehri kaplamışken bile, araya sızan o gizli dayanışma ruhu, insanın kendi kaderine karşı açtığı o asil savaşı yüceltir. ​Veba bittiğinde, karantina kapıları açılıp şehir bayram yerine döndüğünde bile içimizde sevinçten ziyade koyu bir burukluk kalır. Çünkü Dr. Rieux’nün de bildiği gibi, veba basili asla ölmez; evlerin, mahzenlerin, valizlerin içinde yıllarca uyur ve insanlara felaketini hatırlatmak için bir gün yeniden farelerini uyanık bir şehre ölmeye gönderecektir. Kitap, bize mutlak bir zafer vaat etmez; geriye kalan, o büyük çaresizliğin içinde bile başını eğmeyen, acıyı paylaşarak büyüyen ve her şeye rağmen "insan" kalmayı seçen o mağrur yalnızlığın ebedi hatırasıdır.
Duygu ve Düşünce
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.